1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Çözüm Kurultayı

Yazdır E-posta

Taşkın Eslek - 08 Temmuz 2011

Parti Kurultayları, partililer için yeni bir umut, yeni bir enerji kaynağıdır. 10 Temmuz 2011 tarihinde yapılacak DSP Kurultayı, toplanma zamanı, yeri ve gündemi dikkate alındığında, biz partililer açısından umut taşımaktan uzaktır. Yüzde oy oranlarının binde oy oranları ile ifadelendirildiği bir partide, neden bu durumda olduğumuzu sorgulamak, analiz etmek yerine, sadece mevcudu sürdürmek veya fırsatsa değiştirmek adına harcanan zamana ve enerjiye içim acıyor.

Bu nedenle elimden geldiğince bu kurultay sürecinin ve olası gündeminin dışında kalmaya özen gösterdim. Sorunu sadece genel başkanlık veya parti meclisi seçimleri ile sınırlı gören bir tartışmanın içinde boğulmak yerine, öncelikle kendimi dinlemeyi, partimizin geleceğine ilişkin yapılabilecek çalışmalar içinde yer almayı isteyip istemediğimi anlamaya çalışıyorum.

Kendimi, tanıdığım diğer DSP’li yoldaşlar gibi yorgun hissediyorum. İçimdeki umutsuzluğun, yorgunluğun nedeni, partimizin seçimlerde aldığı oy oranı ile bir ilgisi yok. Açık bir özeleştiri yapmak gerekirse; partimiz kuruluşundan bu yana, bırakınız kurumsallaşmayı, küçük bir dernekten bile daha kötü yönetiliyor. Partimizin çeşitli kademelerinde görev yapan dostlar, yoldaşlar alınmasınlar. Çeşitli dönemlerde, değişik görevler üstlenen ben dahil olmak üzere, parti içinde yer alan herkesin bunda ciddi bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

Sayın Ecevit döneminde, partimizin ideolojik söylemlerindeki netlik ve tutarlılık nedeni ile bu tür kötü bir yönetim anlayışını görmezden gelmek kolaydı. Hiç değilse kendi adıma itiraf etmem gerekirse, partimizin ideolojik felsefesine duyduğum inanç nedeni ile, kötü yönetilmeyi çok dert edinmediğimi söylemeliyim. Kuruluşundan buyana bir çok değerli demokratik solcu yoldaş, bu kötü yönetim anlayışına ayak uyduramadığı veya içine sindiremediği için ayrılmayı tercih ederken, bir avuç demokratik solcu, ayrılmak yerine bir gün düzeleceği umudunu, kendi içimizde yeşerterek, partide kalmaya direndik.

Bu direnci gösteren Demokratik solcu dostlar, her türlü övgüyü hak ediyor kuşkusuz. Fakat bu övgü, biz kalıp direnenleri, partimizden ayrılıp giden demokratik solcu dostlara sahip çıkamadığımız kusurundan ve sorumluluğundan kurtarmaz. Süreç içinde her gidenin arkasından ne kaybettiğimizi fark etmeden, sadece seyrettik. Kendimizi her türlü zorluğa göğüs geren, direnen kişiler olarak onurlandırırken, nasıl yalnızlaştığımızı, yalnızlaştırıldığımızı fark edemedik.

10 Temmuz 2011 tarihinde genel başkan veya parti meclisine aday olan arkadaşlarımız, kendilerinin yönetiminde, sorunların aşılacağına inanıyor olsalar da, parti içinde ciddi bir umutsuzluk yaşandığını görmeleri gerekir. Aday olanlar dışında kalan partililerin oylarını kerhen veya sadece bir sorumluluk duygusu ile kullanacakları anlaşılıyor. Seçim sonuçları ne olursa olsun, hiç değilse bazı partili arkadaşlar açısından yeni bir çözülmenin başlangıcı olacağı anlaşılıyor. Seçilecekler bilmelidir ki, yöneticilik yapacakları zemin hızla altlarından kaymaktadır.

Kurultayda kim genel başkan seçilirse seçilsin, geçici olduğunu bilmelidir. Partililerin ilgi ve desteğinden yoksun, sadece delege oyu ile seçilecek bir genel başkan, bu görevi sürdüremez. DSP, kamuoyu desteği ne kadar sınırlı olursa olsun, dernek değil bir siyasal partidir. Dernekçilik mantığı ile siyasi parti yönetilemez.

Önerimiz, kim genel başkan seçilirse seçilsin, ilk yapması gereken, genel başkanlığının geçici olduğunu ilan etmesidir. Bir yıl içinde toplanacak kurultayda aday olmayacağını, bu süreç içinde tüm çaba ve enerjisini demokratik bir parti yönetimi için kullanacağını açıklamasıdır. Kendisini geleceğin genel başkanı olarak gören bir kişinin, parti içinde demokratik bir süreç başlatabileceğine inancımın kalmadığını açıkça yazmalıyım.

Bir partinin, kendi iç işleyişinin demokratik olup olmaması etik bir sorun değildir. Özellikle sol bir parti için yaşamsal ve kurumsal bir değer taşır. Yetki, kariyer, makam hırsı taşımayan her partili için amaç, partisinin kamuoyunda gerekli ve yeterli desteği sağlamasıdır. Çünkü gerçekleştirilmek istenen parti ideolojisi için, seçmen desteği şarttır. Partililer bu ideolojik misyonu, genel başkan veya lider diye nitelendirdiğimiz kişilerle kamuoyuna taşır. Genel başkan ve liderler, soyut parti ideolojilerinin, somuta indirgenmiş biçimleridir. Özetle parti ideolojilerinin,  seçmen tarafından elle dokunulmasını, gözle görünmesini, kulakla duyulmasını sağlarlar.

Bu temsili görev için en doğru kişi kimdir sorusu, her bir partili için önemlidir. Parti ideolojisinin temsili açısından, ne kadar doğru bir seçimle genel başkan seçebilirlerse, kendi ideolojilerini ve yapmak istediklerini seçmene bir o kadar doğru anlatmış olurlar.

Farklı eğitim, yaş, meslek, cinsiyet, sosyo ekonomik kesimlerden oluşan parti üyeleri, genel seçmen kitlesinin küçük bir özeti gibidir. Bu nedenle bir partide, parti üyelerinin iradelerinin doğru saptanması, etik bir anlayış kadar, teknik bilgi ve beceri gerektirir. Gerçeğe ne kadar çok yaklaşılırsa, seçmene o kadar yaklaşılmış olur. Kuşkusuz bu süreç, sadece genel başkan seçimleriyle sınırlı değildir. Seçmenin siyasi kurumlardan beklentilerini ölçmenin en etkin yolu, ülkenin dört bir yanına dağılmış parti üyelerinin görüşlerini alabilecek kurumsal bir yapı oluşturmaktır.

Bu kurultayı, yukarıda yazdığımız biçimde değerlendirecek genel başkan adayı, görevi geçici de olsa, biz demokratik solcuların gönlünde kalıcı olacaktır. Demokratik Sol Parti geleneğinin sürdürülmesi, bu kurultayda genel başkan olacak kişinin geçiciliğindedir. Umarım yapılacak bu kurultay, Demokratik Sol Parti tarihine adını onurla yazdıracak bir genel başkan çıkarmayı becerir.

Saygıyla

Taşkın Eslek

 

Seçme Haber

Bir Nisan Ayı da Böyle Geçti

Nisan; ilkbaharın güneşiyle, yağmuruyla, bazen serin, bazen ılık havasıyla en güzel ayıdır. Erguvanlar, leylaklar, erikler dallarda çiçeklenir…Kent yaşamının olumsuz dışsallıklarının o dayanılmaz kokusuna baskın gelir bahar çiçeklerinin kokusu… Ağaçlarda yalnızca çiçekler mi var ?... Dallara konan  kuşlardan oluşan doğanın o muhteşem  korosu…

Devamı...