1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Dostlarla değil, Yoldaşlarla...

Yazdır E-posta

Taşkın Eslek - 31 Mayıs 2009

DSP Kurultay sürecinde ve sırasında yaşanılan, yanlışlıklar, haksızlıklar, ilkesizlikler bir yana, farklı ve yeni bir sonuç doğmuştur. Bu yeni sonucu, ne abartılı kutlamalara ne de yersiz yergilere yer vermeden, nesnel ve serinkanlı bir biçimde değerlendirmek için zamana gereksinim duyulduğu açıktır. Biz de bu zamanı,  kendimizden esirgemeyeceğiz…

Biraz gecikmeli olsa da, DSP Kurultayında, Genel Başkan seçilen sayın Masum Türker’i kutlarız. Sayın Türker’i kutlamamız, salt bir nezaket girişimi değildir. Partimizin kurucu genel başkanı, sayın Rahşan Ecevit’in karşı çıkmasına ve sayın Sezer yönetiminin,  partinin tüm olanaklarını kendileri için kullanmasına karşın, hiçbir medya veya lobinin desteğini almadan, bu tür bir kurultayı kazanmak, hafife alınamayacak kişisel bir başarıdır.

Kurultay’da sayın Türker’in kazanma şansının yüksek olduğunu yazmıştık. Bu nedenle sonuçlar, benim açımdan şaşırtıcı olmadı. Fakat sayın Türker’in Genel başkan seçildikten verdiği demeçlerin, beni şaşırttığı kadar umutlandırdığını açıkça yazmalıyım. İyi bir yönetim becerisini gösterecek akıl ve yeteneğe sahip olduğunu, kendisini genel başkanlığa taşıyan süreci doğru planlayarak kanıtlamıştır. Kendi hedeflerini başarıyla planlayan birisinin, partimizin hedeflerini gerçekleştirmek için de, iyi bir planı olduğunu varsayılabilir.

Ülkenin dört bir yanında örgütlü, onbinlerce insanın gönüllülük esasına dayalı olarak çalıştığı ve her partilinin kendisi için özel bir beklentisinin olduğu bir kurumu yönetmenin, ayrı bir yönetim becerisi gerektirdiği açıktır. Türkiye’nin bu kadar il, ilçe ve beldesinde örgütlü çok az sayıda kurum ve işletme olduğu biliyoruz. Bu tür işletmeleri yönetmek için,  binlerce eğitimli ve maaşlı personel kadar, dev bir bütçeye gereksinim vardır. Yöneticinin sınırsız yetkilerini de unutmak gerekli.

Oysa siyasi parti genel başkanlarının, ne sınırsız yetkileri, ne dev bütçeleri ne de maaş verebildikleri eğitimli personelleri yoktur. Bu nedenle genel başkanlık, şirket yöneticiliğinden daha farklı yetenekler gerektirir. Özetle yönetim becerisi kadar, liderlik nitelikleri gereklidir. Sorun yönetim becerisi ile liderlik yeteneklerinin birbiri ile çelişmesidir. Yönetsel becerileri gelişkin kişilerde liderlik nitelikleri zayıf, liderlik karizmasına sahip kişilerin ise yönetim becerileri yetersizdir.

Lider, yol gösterendir. Sözleri ve eylemleri arasında içtenlikli bir bütünlük vardır. Bildiğini söylemekten, inandığını uygulamaktan çekinmez. Lider kişilerin, kişisel ilişkileri zayıftır. O doğrudan, toplumla, halkla iletişime geçer. Liderlerin çevrelerindeki kadroların sürekliliği yoktur. Kadrolar sürekli ise, liderlik gevşektir. Atatürk gibi, Ecevit gibi liderlerin yakınlarında uzunca yıllar kalmayı becerebilmiş kişi sayısı son derece sınırlıdır.

Sayın Türker, yöneticilik yeteneğini, DSP genel başkanı olmakla ispatlamıştır. Genel başkan olur olmaz ilk demeçlerini de olumlu bulduğumuzu yazalım. Başta sayın Rahşan Ecevit olmak üzere, kurultayda kendisine rakip olanlara, kendisini eleştirenlere, el uzatmaya çalışması doğru bir girişimdir. Umarız bu girişimlerinden pozitif sonuçlar sağlamayı başarır. Özellikle Rahşan Ecevit’in gönlünü kazanmasını ve partimizin Ecevit ismi ile yeniden barıştırmasını diliyorum.

Açık bir eleştiri olarak yorumlanması dileklerimizle yazalım. Siyasal mücadelede temel olan dostluk değil, yoldaşlıktır. Sayın Türker’i, genel başkanlığa taşıyan kadro, sayın Sezer’in kurduğu kadrodur ve partimizi bir adım bile öteye taşıyamayacağı, seçimle ispatlıdır. Dostluklar değerlidir ve korunmalıdır. Dostlarla yenilir, içilir, gezilir ama siyasal mücadele verilemez. Siyasal mücadele için dostlara değil, yoldaşlara gereksinim vardır. Yoldaşlık ise liderlikle olur. Sayın Türker, iddia ettiği gibi genel başkan değil, başbakan olmak istiyorsa, sıra liderlik sınavındadır. Sayın Türker, liderlik yeteneklerine güveniyorsa, dostlarla pişti oynamaktan vazgeçip, hemen her alanda uzman ve deneyimli kişileri partimize kazandırmalıdır. Bulup ortaya çıkarılacak çok sayıda akademisyen, sanatçı, siyasetçi, gazeteci, uzman vardır.

Siyasal yaşamda olduğu gibi, yaşamın her alanında ciddi bir karartma uygulanmaktadır. 70 milyonluk genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülkemizin en temel ve ciddi sorunu, kayırmacılık kültürünün egemen olmasıdır. Hemen her kurumun yöneticileri, dost, ahbap, hemşeri, hısım ve akrabalardan seçilmektedir. Liyakatin yerine, kayırmacılığın egemen olduğu toplumların yerinde sayması kaçınılmazdır.

Sayın Türker’in, yoluna kendisine değil, davaya inanan kişilerle devam etmesini dileriz. Devrimcilik, düzene meydan okumaktır. Mevcut düzeni sürdürmeye çalışmak, devrimcilik iddiası ile bağdaşmaz. Sayın Türker’in yazdıklarımızı doğru yorumlayabilecek akıl ve deneyimde olduğunu biliyoruz. Uygulayabilecek yüreklilikte olup olmadığını ise yakın süreçte hep birlikte değerlendireceğiz.

Saygıyla

Taşkın Eslek

 

Seçme Haber

Tayyip Bey’in Başı Tranvayla dertte

Ne demişti Tayyip Bey? - “Demokrasi tramvay gibidir. Hedefine varana kadar binersin, sonra inersin.” Evet böyle demişti, yıllar önce… E peki, hedefine vardı mı? Hayır!.. Hızlandırılmış tren hızıyla gidiyor olmasına karşın daha tam varamadı… Zaten kendisi de bunu çok biliyor… Onun için de kaza yapmaktan çekiniyor…

Devamı...