Zeki Sezer ve Alemdar Yalçın
Önceki gece geç saatlerde, Ahmet Tan ve sayın Rahşan Ecevit’in açıklamalarını okudum. Uzun süre bilgisayarın karşısında hareketsiz kaldım. İçimde kabaran öfke ve isyan duygusunu, anlatabilmem sanırım olanaklı değil.
Sayın Bülent Ecevit’in rahatsızlandığı gece ve sonrasında, Zeki Sezer’in TV karşısındaki görüntüleri geçti gözlerimin önünden. Sayın Ecevit ağır hasta iken, Zeki Sezer’in, TV’deki rahat konuşmaları beni çok şaşırtmıştı. Yüzünde yapmacık bir üzüntü ifadesi ile, sanki kendi reklamını, tanıtımını yapmaya çalışır halinden çok rahatsız olmuştum.
Sayın Bülent Ecevit’in, aramızdan ayrılmasının ardından, DSP Genel Merkezi önünde yapılan törende, yazılı bir kağıttan yaptığı duygusuz konuşma, sadece beni değil, alanı dolduran onbinlerce partili ve yurttaşı şaşkınlığa uğratmıştır. Bütün duygularımın alt üst olduğunu anımsıyorum. O ana kadar içimde hissettiğim derin acı, yerini aptalca bir şaşkınlığa bırakmıştı. Neden Ankara’da olduğumu bile unutmuş gibiydim.
Sayın Ecevit’in aramızdan ayrılışını, kişisel olarak henüz kabullenebilmiş değilim. Onun aramızda olmadığını hissettiren bütün ifade ve konuşmalar, beni ciddi bir biçimde rahatsız ediyor. Bu tür ifade ve konuşmalardan özenle kaçınmaya çalışıyorum. Gerçekle yüzleşememek, kuşkusuz sağlıklı bir psikolojik durum değil. Sayın Ecevit’in aramızdan ayrılışının ardından aldığım gazeteler, kitaplığımın üstünde bir yerlerde duruyor. Halen, hiç birinin kapağını açıp bakmaya cesaret edebilmiş değilim.
Sayın Ecevitlere, siyasi yoldaşlığın ötesinde, duygusal bağlılık beslediğimi hiç saklamadım zaten. Kimin nasıl baktığı, gördüğü, küçümsediği ile de ilgilenmiyorum. Onlar benim için siyasi yoldaşlığın ötesinde, kişiliklerini örnek almaya çalıştığım ve içtenlikle sevdiğim insanlar olarak kalacaklar.
Zeki Sezer ve arkadaşlarına, sayın Ecevitlere gösterdikleri, bu haksız ve saygısız tutumundan dolayı, bir kez daha kırıldım ve kızdım. Bu nasıl bir kendini bilmezlik halidir ki; 7 kişi bir araya gelip dernek bile kuramayacak adamlar, sayın Ecevitlere, bizi rahat bırakın yönetemiyoruz diyecekler. Sayın Ecevitlerin ismini kullanmadan, 7 kişi bir araya gelip bir dernek kurup, 50 kişilik bir toplantı düzenlesinler, tüm yazdıklarımdan ötürü özür dilemeye hazırım.
Ne kadar doğrudur bilmem ama DSP’nin kuruluşundan buyana sayın Rahşan Ecevit’in, kara listesinde olduğum söylenir. Böyle bir liste var mıdır, yoksa birilerinin uydurması mıdır bilmiyorum. Fakat uzun yıllardır, sayısız kişi tarafından söylendiği için, doğru olduğunu kabul etmeme karşın, bir kez olsun kırgınlık yaşamadım. Beni yakınan tanıyanlar bilirler ki, haklarında, kimsenin kötü konuşmasına da, asla izin vermem.
Ecevitler için duyduğum sevgi ve saygı, doğru bildiklerimi söylememe engel değil kuşkusuz. Sayın Ecevitlerle her zaman aynı doğruda buluştuğum söylenemez. Özellikle adam seçimi konusunda, nerdeyse hiç uzlaşamadık. Şimdi isimlerini bile anmak istemediğim bir çok kişiyi, sayın Ecevitler tarafından, partimizde yetkili kılınmıştır. Oysa hemen her birini, daha ilk günden yanlış olduğunu anlayan ve ne yazık ki her birinde haklı çıkan birisi olarak, açık düşüncelerimi yazmak gereği duyuyorum.
Bugün kulislere düşen haberlere göre, sayın Rahşan Ecevit, il başkanları ile yaptığı görüşmede Prof. Dr. Alemdar Yalçın’ın, ismini işaret etmiş yada bir itirazının olmadığını söylemiş. Haberi öğrendiğimizde, internette araştırarak, Alemdar Yalçın'ın kim olduğunu anlamaya ve yorumlamaya çalıştık. Elde ettiğimiz ilk bilgiler öncelikle bizi sevindirdi ve rahatlattı. Fakat okuduğum bir haber, her şeyi bitirdi. Tuncay Özkan’ın hapishanede genel başkan seçildiği kurultay için yazdığı mektubun, kurultayda bizzat Alemdar Yalçın tarafından okunduğunu öğremem ile kendisi hakkındaki görüşlerim netleşti.
Doğrusu bir başka bilgi edinme gereği bile duymadan, bu ismi hemen kafamdan sildim. Tuncay Özkan gibi bir adamın mektubunu eline alıp, bunu okumayı içine sindirebilen, onun gibi birisinin peşine düşmüş birisinin, hiçbir özelliğini partim için yararlı bulmam. Kendisini tanımadığım için özür dileyerek yazıyorum. Tuncay Özkan ismi ile kirlenmiş bir isim, DSP’ye genel başkan olmamalıdır.
Siyasetin bilmediğimiz tarafında kim bilir başka ne tür oyunlar oynanıyor, anlaşmalar yapılıyor. Cüneyt Arcayürek ile birlikte sayın Ecevit'i taklit edip eleştiren, maymun kılıklı adamla kolkola girmiş kişilerin genel başkan adaylığının konuşulduğu bir süreçte;
Biz de burada kendi kendimize DSP üzerine eleştiriler, DSP üzerine öneriler yazıyoruz.
Bizim ki de az salaklık sayılmaz.
Saygıyla.
Taşkın Eslek
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Dindar Nesiller Yetiştirmek…?! |
|
| Devamı... |




Evet ! Sn.Başbakanımız dindar nesiller yetiştireceğiz demiş... Ateist nesiller mi yetiştirelim diye sormuş... Sanki bunun aksi ateist nesiller yetiştirmekmiş gibi ... Aklı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeğe ne oldu?
