DSP Üzerine Öneriler-2
Parti tüzüğümüze göre, genel başkan adaylığı için partimize üye olmak yeterli. Yani CHP’de olduğu gibi delege toplam sayısının % 20’sinin imzasına gerek yok. Bir siyasal parti için, bunun demokratik bir yöntem olduğuna kuşku yoktur. Fakat unutulmamalıdır ki, demokrasiler sadece kural ve kanunlarla yaşatılamazlar. Demokrasi bilinci, demokratik kuralların sorumluca kullanılmasını gerektirir. Herkesin aday olma hakkına saygı duyarken, yeterli oy alamayacağını düşünen kişilerin, sorumlu davranıp, kişisel şov için, adaylıklarını sürdürmeyeceğini umuyorum. Halk ve örgüt arkamda türünden söylemlerle aday olan arkadaşlarımızın, bunu nasıl anladıklarını bilmiyorum. Medyaya yansıyan bilgilere göre aday olan kişiler, delege isim ve adreslerine ulaşamadıklarını söylüyor. Umuyorum ki ileri sürdükleri yoğun destek, kendi yakın çevrelerindeki arkadaşlarından ibaret değildir.
Siyaseti yakından izleyen birisi olarak, siyasi parti genel başkanlığına aday olan kişilerin, ben daha iyi yönetirim, parti içi demokrasiyi yaşama geçireceğim, partiyi büyüteceğim, geliştireceğim, her şeyin en iyisini zaten ben yaparım türünden beylik sözlerini çok dinledim. Adayların aklından ve gönlünden geçen, iyi niyetli temenniler kimseye bir şey anlatmaz. Çünkü iyi niyet ölçülebilir bir şey değildir.
Kimini örgüt istemiştir, kimi kendi ister.
Kimi geçmişten hesap sormaya, kimi partiyi düzene sokmaya adaydır.
Kimi doktor veya mühendis, kimi bizden yani örgütten.
Kimi en eskidir, kimi en yeni.
Kimi ünlü, varlıklı, bazısı karizmatik, yakışıklı, diye uzar gider aday olma gerekçeleri.
Başkalarını bilmem ama benim için önemli olan, adayın biz partililere sunacağı, somut, anlaşılır, sistematik ve yazılı bir proje, program ve bildirgesi olup olmadığıdır. Ancak buna bakarak, aday hakkında sağlıklı bir karar verilebileceğini düşünüyorum.
Parti programının güncellenmesi
Parti programına her göz attığımda, ondan yeni şeyler öğrenen ve yeni öğrendiklerimi, program çerçevesinde yeniden yorumlamaya çalışan birisi olarak, parti programının nesini güncelleyeceklerini bilmek isterim. Parti programları, özellikle DSP programı gündelik gereksimler için hazırlanmış bir program değildir. Programlar, genellikle değişmez anlayış ve ilkeler bütününü ifade ederler. Hiç değiştirilemezler demek istemiyorum. Örneğin parti programının IV ölümünde Yargı başlığı altında yer alan “ölüm cezası kaldırılacaktır” ifadesinin, idam cezası kalktığı için kaldırılması gerektiği öne sürülebilir. İdam cezasının geri getirilmesi gerektiğini öne süren partiler olduğu düşünülecek olursa, DSP ölüm cezalarına karşıdır” gibi bir ifadenin parti programında yer almasında yarar vardır.
Kişisel görüşüm, parti programımızın bırakınız güncelliğini yitirmeyi, henüz değerinin bile anlaşılmadığı yönündedir. Parti programının son derece sağlam bir alt yapısı ve ideolojik bütünlüğü ve tutarlılığı vardır. Sorun kimsenin, bunu anlamaya yanaşmamasıdır yada anlayacak kadar birikimlerinin olmamasıdır.
Siyasal partiler, seçim dönemlerinde, parti programına uygun olarak hazırlanmış seçim bildirgeleri ile programlarını günceller ve zenginleştirirler. 29 Mart 2009 Yerel seçim bildirgesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu kadar tutarsız, ideolojiden ve perspektiften yoksun, yüzeysel bir bildirge görmediğimi de yeri gelmişken söyleyelim. Bu bildirgeyi hazırlayan veya onay verenlerin partimizin 1989 Yerel seçim bildirgesinden habersiz oldukları anlaşılıyor. Bu kadar siyaset dışı, belge hazırlayanlara ne demeli? Bilemedim doğrusu !..
Tüzük Değişikliği
Parti tüzük değişikliği, bazen değişen kanunlar nedeniyle zorunlu olduğu kadar bazen işleyişte görülen aksaklıklar nedeniyle de değiştirilebilirler. Bir parti, tüzük değişikliği ile demokratikleştirilemez. Esas olan anlayışların demokratikleştirilmesidir. Kişisel gözlemim, parti tüzüklerinin zaten uygulanmadığı biçimindedir. İşletilmeyen bir şeyin neresini değiştirince, daha demokratik parti olur bilmem. Fakat burada üzerinde önemle durulması gerekli olan unsur, bu tür değişiklik önerilerinin, sadece kurultayda önerilerek yapılmamasıdır. Bu tür önerisi olanlar, bunu öncelikle parti içinde tartışmaya açmalıdırlar. Partililerin yeterince tartıştıktan sonra yapılacak kurultayda ele alınarak değişiklikler yapılabilir. Bu tür değişiklik önerilerinin de, yine somut ve yazılı olması önemlidir.
Gerek programda gerekse tüzükte yapılacak değişiklikler için bir adayın, ben bunları yapacağım demesi şık değildir. Bir aday, ancak bunların değiştirilmesi çabasından söz edebilir. Çünkü bu tür değişiklikler, kurultay yetkisindedir.
Genel başkanlığa aday olan kişilerin parti tüzüğünde yapılmasını istedikleri değişiklik önerilerini aşağıda rasgele verdiğimiz örneklerde görüleceği üzere, somutlaştırmalarında yarar vardır.
a. Parti üyeliğinden kesin ihraç kaldırılarak yerine belirli sürelerle hak mahrumiyeti getirilmelidir. .
b. Üyelik başvurusu, 45 gün içinde, bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilemeyen kişiler, üye kayıt defterine kaydedilmelidir.
c. Yıllık dönem içinde 10 etkinliğe katılmamış üyeler, parti içi seçimle gelinen kurullarda görev almamalıdır.
d. Yıllık üyelik ödenekleri, tüm üyeler için eşit hale getirilmelidir.
e. Üyelik ödeneklerini zamanında ödemeyen üyeler, seçme ve seçilme haklarını kullanmamalıdırlar
f. Seçim sürecinde, İl ve ilçe yönetim kurullarında görev alan üyeler, aday yapılmamalıdırlar
g. Genel seçimlerde, her ilin ilk sıra milletvekili adayı dışında kalan yerler için ön seçim yapılacaktır.
h. Yerel seçimlerde Büyükşehir olan illerin belediye başkanlıkları hariç, diğer belediye başkan ve üyelikleri ön seçimle saptanacaktır.
Delege olmadığımdan, seyirci olarak bile katılamayacağım bir kurultay için, kendimi fazlaca yorduğum düşünülebilir. Ne adayların nede delegelerin, şu sırada, bu tür detaylarla ilgilenmeyeceğini bende biliyorum. Hemen her alanda olduğu gibi başarı, başkalarının başarısızlığı üzerine kurulu olduğu için, kimse özel bir çaba içine girmiyor. Öncelikle bir genel başkan olalım gerisi kolay diye düşünülüyor olsa gerek.
Sayın Sezer’i bir çok açıdan eleştiren birisi olarak, bir gerçeğin altını çizmem gerek. Sayın Bülent Ecevit’ten sonra, partimizin genel başkanı kim olursa olsun başarılı sayılmayacaktı. Oysa şimdi kim gelirse gelsin sayın Sezer’den daha başarılı olacaktır demek isterim ama bundan da kaygılı olduğumu açıkça yazmalıyım.
Eğer tek beklenti, nasılsa sayın Sezer’den daha kötü yönetmeyiz üzerine kurulu ise, vah halimize… Siyaset ciddi bir iştir. Bazen konjonktür sizden yana olur, belirli bir ivme yakalarsınız. Kişisel düşüncem, dönemsel başarılar peşinde koşmak yerine, kalıcı ve iz bırakan politikalar izlenmesinden yanadır. Eğer başarı sağlam bir alt yapı üzerine kurulu değilse, çöküş kaçınılmazdır…
Saygıyla
Taşkın Eslek
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Nurettin Kurtuluş’u Kaybettik |
|
| Devamı... |




Güvercinevi yazarlarından sevgili dost Nurettin Kurtuluş'u kaybetmiş bulunmaktayız. Çok değil bundan 1 ay önce, yazılarından dolayı "kaza"ya uğrayabilir kaygısıyla diye benden telefonumu istediğinde, "Memlekete yaşayacak adamlar gerek" diye özen göstermesini rica etmişim kendisinden.
