Kılavuzu Karga Olanın...
Bir dönem, düzene, ezbere aykırı her tür düşünce “kökü dışarıda” olmakla suçlanırdı. Haksız sayılmaz kuşkusuz. Düşüncenin yasak sayıldığı, ayıplandığı, küçümsendiği, ezberlerle, sloganlarla konuşup yazılıp çizilen bir ülkede, nasıl kökü içeride olacaksa ?
İnsan yaşamı ile sürü yaşamını ayırt eden, “söz konusu vatansa, gerisi ayrıntıdır” diye çok gururlanarak, böbürlenerek yok saydığımız, önemsiz saydığımız ayrıntılardır. Ayrıntıların önemsiz olduğu toplumlar, düşünce farklılıklarına, etnik farklılıklara, dinsel ve mezhepsel farklılıklara, ideolojik farklılıklara hoş görü göstermeyen toplumlardır.
Bu tür toplumlarda, ayrıntılar önemli olmadığı için, kavramlarda ayırt edici bir özellik taşımaz. Şimdilerde en beylik sözlerimizden birisi, bu kadar demokratlığın fazla oluşu. Azı mı yenir, çoğu çok mu gelir bir yana, demokratlık nedir, birde anlayabilsem. Eşitlikçi bir toplum yapısından söz ediyorsunuz, demokratlıkla suçlanıyorsunuz. Özgürlükçülükten söz ediyorsunuz aynı suçlama. Hukukun temel prensiplerinden, Evrensel insan haklarından söz ediyorsunuz hep aynı tantana.
Demokrasi; üye olan herkesin eşit hakkı olduğu prensibine dayanan bir yönetim biçimidir. Bu yönetim biçimini savunursunuz veya savunmazsınız. Bunun azı, çoğu, yeteri, beteri daha daha nicesi yoktur. Bu kadar demokrasi, bu topluma çok gelirse, bir Süleyman Demirel, bir Kenan Evren de, bu topluma az gelir.
İlkeli olmak, aydın adamın namusudur. Aydın kişi, cesurdur, kararlıdır, yalpalamaz, kıvırtmaz. Bir o yana, bir bu yana dönmez. Rüzgarda, fırtınada yol değiştirmez, dümen kırmaz.. Özgürlükçüdür, Eşitlikçidir, Düzenden değil, halktan yanadır, emekçinin yanındadır. Kafa sallamaz, eleştirir, sorgu yapar, hesap sorar. Emeğe yürek, yüreğe bilgi katar. İnandığının arkasında, zalimin karşısında dimdik durur. Dizi bükülmez, boyun eğmez, el avuç açıp aman dilemez, fakat, filan, şimdilik bilmez…
Askeri ihtilallere karşıyım 27 Mayıs hariç, parti kapatılmasından yana değilim ama AKP hariç, idam cezasına karşıyım Apo hariç, Düşünce özgürlüğünden yanayım ama DTP’liler hariç, gece yarısı göz altına alınmalara karşıyım, Merve Kavakçı hariç, üniversitelerde özgürlüklerden yanayım türbanlılar hariç, eğitimde fırsat eşitliğinden yanayım, İmam hatipliler hariç, şiddete karşıyım eylem yapan öğrenciler hariç, komşularımızın toprak bütünlüklerine saygılıyım, Musul, Kerkük hariç,. çok partili özgürlükçü parlamenter rejimden yanayım ama milletvekilleri maaş almasa, maarifi en iyi ben idare ederim öğrenciler olmasa, Hukuken temel ilkelerine saygılıyım, Anayasanın 102.maddesindeki yorumum sayılmazsa, Erkeği severim zengininden, kadını severim güzelinden, çocukları severim uslusundan, halkımı severim eğitimlisinden, …
Giderek boğulduğumu hissediyorum. Havası, suyu, toprağı, adamı kirlendi ülkemin. İliklerine kadar pisliğe batmış, yalanın, dolandırıcılığın, sahteciliğin, korkaklığın, iki yüzlülüğün, yalakalığın, kalleşliğin, rüşvetin, yolsuzluğun marifet sayıldığı, kutsandığı, sistemleştirildiği bir yönetim biçimine mahkum edilişimizi kabullenemiyorum. Elini neye atsan ya elinde kalıyor ya üstüne pislik bulaşıyor. Bütün kurum ve kurallarıyla yok oluşun, üretimsizliğin, verimsizliğin, yoksulluğun, yolsuzluğun, karanlığın hüküm sürdüğü bir ülke yönetimi, giderek bütün acımasızlığı ile üstüne geliyor insanın. Hangi konuda akıl yürütse, aklını yitirecek gibi oluyor insan.
Öylesine karanlık, öylesine baskıcı bir atmosfer var ki, bırakınız özgürce düşüncelerini açıklamayı, düşünmekten korkar olmuş insanımız.
Taraf oldun mu sürüden birinden, daha ne istersin halinden….
Saygıyla.
Taşkın Eslek
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Demek ki Bunlar Bu İşi Beceremiyor! |
|
| Devamı... |




AKP’liler anayasa ile yatıp anayasa ile kalkıyorlar. “2012, Anayasa yılı olacak” diyorlar. Anayasa değişikliğiyle ilgili en ufak itirazı olanları ise “statükocu” olmakla suçluyorlar. Zaten AKP’liler ne yapıyorlarsa, hep, yüzyılın icadı (!) olan “ileri demokrasi” adına yapıyorlar.
