Biz 5G'ye Hayır Dediğimiz Gibi 1T'ye de Hayır Diyoruz
DSP GENEL BAŞKANI MASUM TÜRKER, DSP İL BAŞKANLARI TOPLANTISINDA KONUŞTU “BİZ 5G’YE HAYIR DEDİĞİMİZ GİBİ 1T’YE DE HAYIR DİYORUZ”
--DSP Genel Başkanı Masum Türker, 12 Eylül sonrasında yapılan Anayasa’nın, beş generalin anayasası olduğunu, şimdi yapılan Anayasa değişikliğinin de sadece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği doğrultusunda çıkarılmak istendiğini belirterek “O anayasa nasıl ki beş generalin anayasası ise, ‘5G anayasası’ ise, şimdiki anayasa da ‘1T anayasası’dır. Biz 5G’ye hayır dediğimiz gibi, 1T’ye de ‘hayır’ diyoruz. Ha beş general dayatmış, ha Tayyip Erdoğan!” diye konuştu.
--Anayasa değişiklik teklifinin bile ‘konserve imzalarla’ verildiğini, TBMM Başkanı’nın imzasının teklifte imzasının ortaya çıkmasının, bunun ispatı olduğunu belirten Türker, “Konserve imzalarla verilmiş bir anayasa teklifi, milli iradeyi temsil edebilir mi?” diye sordu.
ANKARA- DSP Genel Başkanı Masum Türker, 12 Eylül’de yapılan Anayasa’nın beş general tarafından dayatıldığını ve ‘5G anayasası’ olduğunu, şimdi de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeni bir anayasa dayatıldığını, bunun da ‘1T anayasası’ olduğunu belirterek “Biz 5G anayasasına ‘hayır’ dediğimiz gibi ‘1T anayasası’na da ‘hayır’ diyoruz” dedi.
Türker, 12 Eylül’de yapılacak referandumla ilgili olarak DSP İl Başkanları’nı Ankara’ya davet etti. DSP Başkanlık Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve İl Başkanları’yla İçkale Otel’de bir toplantı düzenleyen Türker, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, DSP’nin referandum stratejisini açıkladı.
KİMSE DSP’YE ’12 EYLÜL ANAYASASINA SAHİP ÇIKIYORSUN’ DİYEMEZ
DSP lideri, “Biz, 12 Eylül Anayasası’na yani beş generalin anayasasına, partimizin kurucusu kuramcısı Bülent Ecevit’i izleyerek ‘hayır’ demiş bir partiyiz. Demokratik Solcular o tarihte,beş generalin anayasasına ‘hayır’ dedi, beş generalin o tarihteki uygulamalarına ‘hayır’ dedi. Rahmetli Bülent Ecevit, generallere ‘Partileri kapatamazsınız’ diye sesini yükseltmiş, bu nedenle 12 Eylül’den sonra ‘suç işliyorsun’ diye tutuklanmış, çeşitli mahkemelerde aynı suçtan mahkum edilmeye çalışılmıştır. O nedenle bugün yeni anayasa değişikliğini tartışırken, hiç kimse bize ‘12 Eylül Anayasası’na sahip çıkıyorsun’ diyemez, deme cesaretini ve deme hakkını bulamaz” diye konuştu.
BAŞBAKAN 30 YIL ÖNCE İDAMLARI ONAYLIYORDU
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı gündeme geldiğinde Demokratik Solcular’ın ‘hayır’ dediğini, DSP’nin idam cezasının kaldırılmasından yana olduğunu anlatan Türker, “Bizler 12 Eylül döneminde gençlerin idam edilmesine karşı çıkan bir düşüncenin mensuplarıyız” dedi.
Türker, Deniz Gezmiş ve arkadaşları idama mahkum edildiğinde, onların ailelerinin, siyasi parti temsilcilerini ziyaret ettiğini anımsatarak şunları söyledi:
“O günün gazetelerini açıp bakalım, bugünün Başbakan’ı o günün gazetelerinde, bu ailelere ne ‘Biz bu idamları tasvip ediyoruz’ diyor. Ama ondan 30 yıl sonra gelip ağlıyor. Oysa biz bugün ağlamıyoruz, o gün ağladık, baş kaldırdık. Biz Demokratik Solcular, bunu istismar eden kişiler değiliz. Mevcut anayasada ne kadar özgürlükçü, kişi hak ve özgürlüklerini düzenleyen hüküm varsa, hepsini DSP gerçekleştirmiştir.”
BAŞBAKAN’IN DÜŞÜNCELERİNİ TAŞIYANLAR İDAM EDİLDİ Mİ?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 12 Eylül döneminde idam edilenlere ağladığını anımsatan Türker, “Başbakan diyor ki, ‘idam edilenler o anayasa ile idam edildi’. Peki o idamlar öncesinde senin mensup olduğun düşünce, ‘Bu idamlar yapılmamalıdır’ diye açıklama yapmış mıydı? Oysa biz 1974 yılından bu yana idamlara karşı olduğumuzu söylüyoruz. Yaşı büyütülerek idam edilenler, ya solcuydu ya da ülkücü. Senin düşüncelerini taşıyan kimse idam edildi mi? Yoksa sen bize yapılanlara sessiz mi kaldın? Hatta belki ‘önüm açılıyor’ diye bugünleri tahmin ederek sevinmişsindir de” diye konuştu
GELİN ANAYASA’NIN TAMAMINI UZLAŞARAK DEĞİŞTİRELİM
DSP’nin, iktidardayken Anayasa değişiklikleri konusunda bir uzlaşma aradığını, muhalefete mensup milletvekillerinin bile görüşlerini metne yansıttığını anlatan Türker, şimdiki TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı sıfatı taşıyan kişilerin de o değişiklik teklifinde imzalarının bulunduğunu anımsattı. Türker, AKP’nin uzlaşmacı bir tutumda olmadığına dikkat çekerek iktidara bir de çağrıda bulundu ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bundan iki ay önce 12 Eylül Anayasası’na hayır oyu verdiğimi söylemiştim. O günden bu güne başta Başbakan olmak üzere kimsenin o anayasaya ‘hayır’ oyu verdiğini duymadık. Şimdi ‘Bu anayasa kötüdür, değiştireceğiz’ diyorlar. Evet, gelin Anayasa’nın tamamını birlikte değiştirelim, ama uzlaşarak değiştirelim. Anayasaların en önemli özelliği, çoğunluğun hukuk aracılığıyla, azınlıkta olanları ezmesini,önleme amacı taşımalarıdır. O nedenle anayasalar hazırlanırken ‘tam uzlaşma’ istenir.”
Anayasa’da bugün yapılmak istenen değişikliklerin, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştirerek ‘dikta rejiminin’ önünü açacağı uyarısında bulunan Türker, DSP’nin hazırladığı değişiklikleri liderlere ve TBMM Başkanı’na sunduğunu, Uzlaşma Komisyonu kurulmasını istediğini ancak bu önerilerin dikkate alınmadığını söyledi.
HA BEŞ GENERAL DAYATMIŞ, HA TAYYİP ERDOĞAN!
Türker, mevcut değişikliklerde sadece AKP iktidarının görüşlerinin yer aldığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Benim ‘hayır’ oyu verdiğim, rahmetli Bülent Ecevit’in protesto ettiği 12 Eylül Anayasası nasıl beş generalin anayasası ise ‘5G anayasası’ ise, şimdiki anayasa da ‘1T anayasası’dır. Tayyip Erdoğan anayasasıdır. Biz ‘5G’ye ‘hayır’ dediğimiz gibi, ‘1T’ye de ‘hayır’ diyoruz. Ha beş general dayatmış, ha Tayyip Erdoğan AKP Grubu’nu arkasına alıp o anayasayı dayatmış! Farkı yok. O Anayasa’ya ‘evet’ diyen milletvekillerinin, generallerin istemi doğrultusunda 12 Eylül’de ‘evet’ diyen Danışma Meclisi üyelerinden ne farkı var? Bunun neresi milli irade?”
KONSERVE İMZALAR MİLLİ İRADEYİ TEMSİL EDEBİLİR Mİ?
Hükümet’in hazırladığı anayasa değişikliği metninin imzalarına da dikkat çeken Türker, “Anayasa değişikliği teklifinin bile konserve imzalarla verildiği, TBMM Başkanı’nın teklifte imzasının olmasıyla ortaya çıkmadı mı? Konserve imzalarla verilmiş bir Anayasa değişiklik teklifi milli iradeyi temsil edebilir mi? Milli iradeyi temsil etmesini istiyorsanız, neden muhalefetin de imzasını almadınız?” diye sordu.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ZEHİRLENMİŞTİR
DSP lideri, Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu ancak bunun tüm siyasi partiler ve toplumun tüm kesimlerini kapsayacak bir uzlaşma ile yapılması gerektiğini vurguladı ve “Yoksa bugün referanduma sunulan değişikliklerin iki maddesi, Türkiye’de dikta rejiminin yolunu açacaktır. Bu oylama, 1930’larda Hitler’e yasal dayanak veren, dikta yolunu açan, faşizmin yolunu açan oylamadan farklı değildir” dedi.
Hükümet’in hazırladığı anayasa değişikliğinin bazı maddelerinin iyi olabileceğini kaydeden Türker, “O maddelerin tamamını, sütle dolu bir bardak olarak düşünün. Ancak o bardağa iki akrebi koyduğunuz zaman, akrebin zehri, tüm sütü zehirler. O sütü içer miyiz? Anayasa değişikliği paketi, Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın yapısını değiştiren maddeler yüzünden zehirlenmiştir. DSP, bu değişikliğe, iktidarı diktatörlüğe taşıyacağı, bizi Cumhuriyet’ten, aydınlanmadan, demokrasiden uzaklaştıracağı için ‘hayır’ diyecektir. Bu değişiklik, ‘AKP’nin 12 Eylül Anayasası’ olarak anılacaktır” diye konuştu.
AKP’nin, hazırladığı değişiklik teklifinde, kitleleri ilgilendiren bazı maddelere yer vererek oy kapmaya çalıştığını ancak memurların sendika kurma hakkını kaldırdığını, sendika kurma hakkı yokken ‘grev hakkı verdim’ dediğini belirten Türker, bunun örgütlenme özgürlüğü ile alay etmek olduğunu kaydetti.
YARGI SİYASALLAŞIYOR MU?
Türker, Türkiye’nin ciddi bir dönemeçten geçtiğini, terörün tırmandığını ve bu süreçte Cumhuriyet’in tüm kurumlarıyla uğraşıldığını söyledi. DSP lideri, TSK’da terfiler öncesinde, Balyoz Operasyonu kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan ya da daha davası başlamamış generallerin tutuklanmasını dikkat çekici bulduğunu ifade etti ve “Bir mahkeme olmadan, bir celse dahi olmadan bu insanları tutuklamak ne demektir? Yargının siyasallaştırıldığının en tipik örneği budur” dedi.
İktidarın 2011’de yapılacak genel seçimlerden önce, Anayasa’yı yeniden dizayn edip kendini güvence altına almaya çalıştığını kaydeden Türker, İl Başkanları’na seslenerek “Hep birlikte kapı kapı, mahalle mahalle, sokak sokak, köy köy gezerek ‘hayır’ denilmesi için çalışacağız” diye konuştu.
REFERANDUMDAN ÖNCE İKİ MADDEYİ GERİ ÇEKİN!
Türker, Başbakan’a da seslendi ve “Referandumdan önce TBMM’yi toplayıp bu iki tehlikeli maddeyi geri çekebilirsin. Buna destek veririz. Madem daha özgür bir Türkiye istiyorsun, gel yol yakınken bu iki maddeyi metinden çıkaralım” önerisinde bulundu..
PROPAGANDADA HAKSIZLIĞI ÖNLEYİN
Öte yandan Türker, propaganda haklarının kullanımında da adaletsizlik olduğuna işaret etti. Devletin yayın organlarında, halkoylamasıyla ilgili propaganda düzeninin, iktidarın ve TBMM’de grubu bulunan partilerin yararlanabileceği şekilde dizayn edildiğini anlatan Türker, “Başbakan eğer adalet ve özgürlükten yanaysa, halkoylamasına ilişkin propaganda yapılırken, radyo ve televizyonlarda Meclis’te grubu bulunmayan partilere sınırlamayı ortadan kaldırsın. Propaganda bile askeri anlayışla sınırlandırılıyor” eleştirisinde bulundu.
‘Faşizmin temel taşlarını döşeyecek Anayasa’ya hayır’ diyen Türker, Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili referandumda ‘evet’ oyunun yüzde 67 olduğunu anımsattı ve “Şimdiki referandumda bundan az ‘evet’ oyu çıkarsa, halk AKP’ye gitme zamanının gelmiş olduğunu göstermiş olacaktır” dedi.
Türker sözlerini şöyle sürdürdü:
“AKP’nin kurduğu düzenden istifade edenler, ‘hayatım iyi’ diyenler, ‘ailemde işsiz yok’ diyenler, kuşkusuz ‘evet’ diyecektir.Ama AKP iktidarından istifade etmeyenler, mevcut varlıklarını kaybedenler, daha yoksullaşanlar, her geçen gün bir aşağı kademeye düşen, daha çok borçlanan vatandaşlar ise AKP’nin bu gidişine ‘dur’ diyecek, ‘hayır’ oyu kullanacaktır.
GÜVENCEMİZ HALKIMIZDIR
DSP’nin Ağustos’tan başlamak üzere belirli bölgelerde mitingler düzenleyeceğini, şimdiye kadar da halkla köylerde, kahvelerde buluşulduğunu bildiren Türker, “Güvencemiz halkımızdır, halkımızın sağduyusudur. Halkımızın sağduyusu ile mevcut iktidarın ekonomik, sosyal zulmüne de, dikta özlemlerine de, demokratik olmayan davranışlarına da son vereceğiz” diye konuştu.
Sözleri alkışlarla desteklenen Türker, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gelsinler, yeni bir ruhla, yeni bir anlayışla, diyalog içinde yeni anayasa yapalım. Türkiye’nin aydınlık, Cumhuriyet’ten yana, demokrasiden yana, Atatürk’ün bize çizdiği yolda, gerek içeride gerekse uluslararası camiada daha güçlenmesini sağlayalım.
Cumhuriyet’ten yana olan anayasanın en kısa sürede birlikte yeniden inşa edilmesi ümidiyle, Türkiye’yi dikta yolunda, faşizmin taşlarını ören bu değişikliğe ‘hayır’ demeye çağırıyorum.”
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Fransızların Anadolu’dan Çekilişi |
|
| Devamı... |


Fransızların günümüzde Ermeni davasına bu kadar büyük destek vermelerinin nedenini daha gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutarak anlayabilmek için Fransız- Ermeni ilişkilerinin geçmişini çok iyi bilmek mecburiyetindeyiz.
