1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Güneydoğu Sorununa Çözüme Yönelik Yaklaşım

Yurdaer Kılıç - 23 Temmuz 2010

Türkiye' nin Güneydoğu bölgesinde kangren olmaya yüz tutmuş sorunların çözümü silahla mümkün değildir. Dağa taşa bomba atmak, bana göre koskoca okyanustaki binlerce balığı tek tek oltayla tutarak yok etmekle aynı anlama gelmektedir. Siz bir balık tutarsınız, geride kalan binlercesi üremeye devam eder. Çünkü koskoca okyanusta sizin oltalarınızın ulaşamayacağı yerlerde, onların saklanmalarını sağlayan ve üremelerine yardımcı olacak binlerce kaya, yabani ot ve deniz dibi oluşumlar vardır.

Bana göre güneydoğu bölgemizdeki sorunların çözümü ülkemizin tarihinde yatmaktadır. Bize bu konuda en doğru yolu tarihimiz ve geçmişte yapılan uygulamalar gösterecektir.

Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, kurtuluş savaşı öncesi ve sonrasında bu farklı kültürlerin kenetlenmesine ve yanyana ülkesi uğruna can vermesine neden olan kavramlar nelerdi?

Ne oldu da Cumhuriyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra ülke sınırlarımız içersinde kültür çatışmaları ve bölücü akımlar baş göstermeye başladı?

Bence Güneydoğu sorununun çözümündeki en önemli faktör; bu kültürlerin bir araya getirildiği ve kaynaştığı dönemlerdeki nedenlerin ve uygulamaların unutulmuş olmasıdır.

Bu uygulamalar araştırıldığı zaman görülecektir ki Güneydoğudaki bu sorun eğitim ve entegrasyon ile aşılabilecek niteliktedir.

Bölgedeki ve diğer bazı bölgelerdeki halkın en büyük korkusu kendi kültürlerinin ve bazı inanç sistemlerinin asimilasyona uğraması ve yok olmasıdır.

Oysa yüz yıllarca Osmanlı hakimiyeti altında çok çeşitli etnik kökene sahip toplumlar bir arada yaşamış ve kendi kültürlerini bu güne kadar koruyabilmiştir. Bunu daha gerilere götürerek Roma ve Yunan Medeniyetlerinde de görmek mümkündür. Bu kültürler binlerce yıldır yok olmadan bu güne kadar gelebildiğine göre, günümüzde bu kültürlerin otoriteye baş kaldırması ve asimilasyon korkusu nereden geliyor iyi araştırılmalı ve iyi teşhis edilmelidir.

Teşhis konmadan veya hatalı konulan teşhisle yapılacak tedavi nasıl ki netice vermeyecekse, salt askeri müdahale ile de sonuç alınamayacağı ortadadır.

Güney doğudaki sorun ekonomik değildir.

Güney doğudaki sorun geri kalmışlık değildir.

Güney doğudaki sorun o bölgelere devletin el uzatmaması değildir.

Güney doğudaki sorun etnik köken değildir.

Çünkü devlet bu bölgede yaşayan halka, batıda yaşayan ben ve benim gibilere göre çok daha fazla el uzatmış ve çok daha fazla destek olmuştur. Halen de olmaktadır. Bölgeyi geri kalmış göstermek, fakirlikten dem vurmak, devletin o bölgelere el uzatmadığını söylemek işin kolayına kaçmaktır.

Burada sorun tarihimiz boyunca bölge bölge dış mihraklar tarafından ortaya çıkarılan yapay sorunlardır. Dış güçlerin bölge üzerindeki çok çeşitli arzuları olduğunun bilinmesi, bunların işbirlikçilerinin ortaya konması ve sorunlara ona göre teşhis konulması, tedaviyi de kolaylaştıracaktır.

Bana göre sorunun çözümü; tarihin iyi bilinmesi, devletin güçlü ve hükümetin kararlı olması, iyi bir eğitim (sadece okul eğitimini kastetmiyorum) ve asimilasyon korkusunun ortadan kaldırılmasıyla ortak yaşam ve entegrasyon ile mümkündür.

Bir Çin atasözü vardır; ‘Vücudunuza iyi bakın yoksa başka yaşayacak beden bulamazsınız.’

Kişi bedenini beğense de beğenmese de o bedende yaşamaya mecburdur. Çünkü o bedende dünyaya gelmiş ve yaşamı o beden içersinde sınırlıdır. Başka bir seçeneği de yoktur.

Bizler de tüm farklı kültürlere sahip etnik kökenler olarak bu vatan sınırları içersinde yaşam bulduk. Bir mozaik gibi bu kültürlerle bu sınırlar içersinde birbirimize sarıldık ve bir arada yaşamak zorundayız. Bir başka vatan bulma olanağımız yok.

O nedenle vatanımıza sahip çıkmalı ve ona iyi bakmalıyız.

 

Seçme Haber

Çık, Çıkabilirsen İşin İçinden…

60’lı yılların ortalarında  (ki 27 Mayıs 1960 sonrasında askerin, yönetime karışmasıyla gerçi ne değişti ?... MENDERES gitti DEMİREL geldi, 12Eylül 1980 sonrasında da DEMİREL’in gidip, ÖZAL’ın gelmesi gibi…Ne fırıldaklar dönmekte sürekli Asker-Hükümet işleri ve ABD arasında ?...

Devamı...