1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Tayyip Bey Tüm Güçleri Kuşatmak İstiyor

Süleyman Yağız - 10 Mart 2010

TAYYİP BEY TÜM GÜÇLERİ KUŞATMAK İSTİYOR

Süleyman YAĞIZ

Tayyip Bey, “kuvvetler ayrılığı” prensibine göre “yürütme”, “yargı” ve “yasama”nın birbirlerinden ayrı olması gerektiğini belirterek, “İfade olarak hoş güzel… Ama peki ayrı mı? Ne yazık ki ayrı değil” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Yasamada yaşanan ayrı bir durum var. Yürütmede ayrı bir durum var. Ama hepsini geç… Ne yasama, ne yürütme… Yargı bir anda hepsini silip atabiliyor. Hani birbirlerinden ayrı idi? Şu an yargı istediği şekilde yürütmeye müdahale ediyor. (...)

Nasıl ki yargıda kendi mensubunun yargılanmasına başkanlar kurulu müsaade ediyorsa, bırakın da siyasetçinin yargılanmasına da parlamento izin versin. Bir siyasî partinin kapatılması için kararı parlamento versin.”

***
Önce bir düzeltme yapalım: Siyasetçinin yargılanmasına izin veya karar verme yetkisi, -başbakan, bakan ve milletvekilleri açısından- parlamentoya ait... Tayyip Bey’in bunu bilmemesi mümkün değil… Zira kendisinin de Meclis’te bekleyen çok sayıda dosyası var.

Gelelim “kuvvetler ayrılığı” meselesine… Aslında evet, “yasama” ile yürütme” ayrı değil; tam tersine iç içe… Dahası, “yasama organı”, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, “yürütme”nin ve yürütmenin başı olarak Tayyip Bey’in “kanun üretim merkezi” gibi çalışıyor…

Çünkü 500 milletvekili bir araya gelse bile Tayyip Bey istemediği sürece, TBMM’den hiçbir kanunu çıkaramaz...

Ancak bunun sorumlusu Tayyip Bey değil; onu da ayrıca belirteyim. Sistem öyle kurulmuş… Tayyip Bey’in farkı, bu yetkiyi sonuna kadar kullanmasıdır; mecbur kalmadığı sürece muhalefeti hiç umursamamasıdır.

Dolayısıyla Tayyip Bey, bugün başbakan olarak “yasama” ve “yürütme”nin tek hâkimidir. Bu denli büyük bir yetki yetmiyor olmalı ki, şimdi “yargı”yı da kontrolü altına almak istiyor.

***
Onun içindir ki, “Parti kapatmalarına parlamento karar versin” diyor. Ben de o zaman kendisine sormak istiyorum:

“Abdullah Gül kardeşiniz” örneğinde olduğu gibi cumhurbaşkanını bile tek başına seçtirme gücü sizde olduğuna göre, parlamentoya gerek var mı ki, böyle bir öneride bulunuyorsunuz?

Madem öyle, işi uzatmaya, parlamentoda oylama yapmaya ne gerek var? Parti kapatmalarına da sizin karar vermeniz daha doğru olmaz mı? Nasıl olsa vekilleriniz, siz ne derseniz o yönde oy kullanacak.

“Bir siyasî partinin kapatılmasına iki dudak arasından çıkacak bir sözle karar verildiğini” ileri sürerek, Anayasa Mahkemesi’ni hedef gösteriyorsunuz…

Oysa Anayasa Mahkemesi, 11 üyesinin dudak aralarıyla karar veriyor. Siz ise hükümetinizde ve partinizde tartışmasız biçimde tek başınıza karar verme olanağına sahipsiniz… Yani ülkemizde “iki dudak arası yetki”, yaşadığımız süreçte sadece ve sadece size aittir.

***
Parlamentodaki AKP’li üyelerin -birkaçı dışında- tümü sizin talimatlarınıza göre karar ve oy veriyor; böyle bir parlamentodan demokratik sonuçlar alabilmek mümkün müdür? Böyle bir uygulamada parlamenterlerin özgür iradelerinden söz edilebilir mi?

“Yargı”yı da kontrol altına aldığınızı bir an için varsayarsak… O zaman, “kuvvetler ayrılığı” diye bir şey kalır mı ki?

Zaman zaman “ileri demokrasi”den söz ediyorsunuz. Ama, yaklaşım ve uygulamalarınız demokrasinin “d”sine bile işaret etmiyor… Siz nasıl bir “ileri demokrasi” istiyorsunuz ki, söyledikleriniz, en “ilkel demokrasi”yle dahi bağdaşmıyor?

***
Üçte bir oyla parlamentonun üçte ikisine sahipsiniz… Bunun sorumlusu elbette ki siz değilsiniz… Ama, “ileri demokrasi” anlayışınız, bu tür anti-demokratik durumlara son verilmesi için de çaba göstermenizi gerektirmiyor mu?

Yoksa, “ileri demokrasi” anlayışınız, amacınıza ulaşmak için -papaz cübbesi misâli- yeni bir aldatmaca mıdır?

 “Yargıya sorarsanız yargı 'Her şeyi biz yapalım' diyor. Ben de diyorum ki 'Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin ortalamasını alalım. Bunda ortaya ne çıkıyorsa biz de onu uygulayalım. Buna var mısın, yok musun?' diye soruyoruz. O da işlerine gelmiyor. 'Bize münhasır bir şey olacak' diyorlar” diyorsunuz…

Bu sözlerinizle çok açık biçimde gerçeği çarpıtarak kafa karıştırıyorsunuz… Zira, “yargı”nın her şeyi biz yapalım gibi bir hevesi, niyeti yok… Tam tersine; her şeyi siz yapmak istiyorsunuz. Yani üç güce de siz sahip olmak, bütün güçleri tek başına kuşatmak istiyorsunuz.

****
Parti kapatmalara parlamento karar verirse, böyle bir durum, iktidar partilerinin muhalefet partilerini tehdit etmelerine sebep olmaz mı?

Bu iş o zaman, Meclis’te çoğunluğu ellerinde bulunduranların, hoşlanmadıkları bir parti için kapatma kararı vermelerine kadar gitmez mi? Böyle bir garabet dünyanın hangi ülkesinde var?

Bunun, demokrasiyle hele hele “ileri demokrasi”yle, millet egemenliğiyle filan ne ilgisi olabilir? Tam tersine, böyle bir durum, çoğunluğa sahip millet iradesinin azınlıktaki millet iradesinin üzerinde baskı oluşturmasına yol açar.

***
Evet, Tayyip Bey, tek başına bütün güçleri kuşatmak istiyor. Bu, artık çok… Tayyip Bey’in amacı demokrasinin çıtasını yükseltmek olsaydı, böyle bir şeyi, yani parti kapatmalarına parlamentonun izin vermesi gibi bir öneriyi aklına bile getirmezdi.

Tayyip Bey “ileri demokrasi” söyleminde samimi değildir. Samimi olsaydı, daha yolun başındayken sözünü verdiği, “milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlandırılması” meselesine bugüne kadar çoktan el atardı.

Fakat atmadı… Tersine, unutturmaya çalıştı… Konuyla ilgili soru yöneltildiği zaman da “sadece vekillerin değil, diğer kesimlerin de dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini” söyleyerek oyalamayı tercih etti…

Bugün varılan noktada, görevi başındaki amiraller-generaller bile tutuklandığına göre, Tayyip Bey’in bahanesi kalmamış olmalıdır. Ama Tayyip Bey, TEK GÜÇ hedefine ulaşıncaya kadar bu işe kesinlikle yanaşmayacaktır. Peki, bu hedefine ulaşacak mıdır? Hayır, ona da kesinlikle ulaşamayacaktır!

 

Seçme Haber

Demek ki Bunlar Bu İşi Beceremiyor!

AKP’liler anayasa ile yatıp anayasa ile kalkıyorlar. “2012, Anayasa yılı olacak” diyorlar.  Anayasa değişikliğiyle ilgili en ufak itirazı olanları ise “statükocu” olmakla suçluyorlar. Zaten AKP’liler ne yapıyorlarsa, hep, yüzyılın icadı (!) olan “ileri demokrasi” adına yapıyorlar.

Devamı...