Devlet Milletin Hizmetkarı mı, Tehditkarı mı?
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Aşağıdaki sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla. 4 Şubat 2010
Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili
1- TEKEL işçileri daha eylemlerine başlamadan önce, “TEKEL işçileri sizden müjde bekliyor” diye pankart açmışlardı; ona bile tahammül edemediniz. İşçileri, “devletin malı deniz, yemeyen domuz” ifadesiyle ve “yatmak”la suçladınız. İşçilerle anlaşma sağlanamayınca da eylemlerinin amacını açtığını iddia ederek, “Amaç hak arayışı değil, hükümete karşı aleni bir kampanyaya dönüşmüştür” dediniz. Eğer bu dediğiniz doğruysa, bu sürece gelinmesinin sorumlusu işçiler midir ki, onları suçluyorsunuz? Daha işin başındayken önlem alınması gerekmiyor muydu?
2- Mevcut haklarını kaybetmemek için eylem yapan TEKEL işçilerini her fırsatta suçlamanız, onların üzerinde olumsuz bir etki yaratmaz mı? Bu olumsuz etki, bir yerden sonra, onların, eylemsel tepki göstermelerine neden olmaz mı? Nitekim gelinen nokta da bu değil mi?
3- Hiçbir pankarta, hiçbir eleştiriye tahammül edemiyorsunuz. Ama bir yandan da adına “demokratik” dediğiniz ve “devlet projesi” olduğunu söylediğiniz bir “açılım” sürecini sürdürüyorsunuz. Tahammülsüzlüğünüzü bu “açılım”la bağdaştırabilmek mümkün müdür? Bu nasıl bir “demokratikleşme”dir? Yoksa, bir adı da “millî birlik ve kardeşlik projesi” olan “açılım”ın hak arama özgürlükleriyle bir ilgisi yok mudur?
4- İşçilerin eylemlerinin yasal olmadığını belirterek, "Fakat biz şu anda bu demokratik davranışımızı, bu ay sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu yasal olmayan sürece, bu ay sonuna kadar sabrediyoruz. Ama bu ay sonu, 4-C ile ilgili işlem bittikten sonra yasal olan adım neyse, bu adımı bu defa biz atacağız. Çünkü, kusura bakmasınlar. Bu ülke yolgeçen hanı değil" dediniz. Bu bir tehdit değil midir? Bir başbakan, ülkesinin işçisini tehdit eder mi? Ülkemizde böyle bir şey bugüne dek görülmüş müdür?
5- “Devlet yönetimi, hele hele ekonomi yönetimi çok büyük ciddiyet ister” ifadesini kullandınız. Elbette doğrudur. E peki, yanlış özelleştirme yapmanın sorumlusu işçiler midir ki, onlara kızıyorsunuz? Suçlu ve sorumlu, özelleştirme sürecinde alıcı firma nezdinde işçi haklarının korunmasını sağlayamayan “ekonomi yönetimi”niz değil midir?
6- TEKEL işçilerinin eylemlerini ekranlarına ve sayfalarına taşıdıkları için medyayı bir kez daha suçladınız. Her fırsatta medyayı suçlamanız, zaten çeşitli girişimlerle kıskaca alınan medya üzerindeki baskının daha da artmasına sebep olmaz mı?
7- İşçilerin eylem yapması, size göre, medya açısından haber değeri taşımıyor mu?
8- İş isteyene kızıyorsunuz… Mevcut haklarının korunmasını isteyene kızıyorsunuz… Maaşlarına zam isteyen işçiye, memura, emekliye kızıyorsunuz… Esnafa kızıyorsunuz… Derdine çare isteyen çiftçiye kızıyorsunuz… Üstelik “Ananı da al git” diyorsunuz… Sonra, sorunlara “devlet” değil, hep “özel sektör” açısından bakıyorsunuz… Siz, Anayasa’da tanımlanan “sosyal devlet”in başbakanı değil de “tüccar” mısınız ki, böyle davranıyorsunuz?
9- Devlet, milletin hizmetkârı mıdır, yoksa tehditkârı mıdır?
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Nurettin Kurtuluş’u Kaybettik |
|
| Devamı... |


Güvercinevi yazarlarından sevgili dost Nurettin Kurtuluş'u kaybetmiş bulunmaktayız. Çok değil bundan 1 ay önce, yazılarından dolayı "kaza"ya uğrayabilir kaygısıyla diye benden telefonumu istediğinde, "Memlekete yaşayacak adamlar gerek" diye özen göstermesini rica etmişim kendisinden.
