DSP ve İletişim
Eskilerden gelen bir özdeyiş vardır. ‘İnsanlar konuşa konuşa…… anlaşır’ der. Gerçekten de konuşmak Tanrı’nın insanlara tanıdığı bir ayrıcalıktır.
Bir çok tavır, bir çok davranış, bir çok hareket veya bir çok simge karşıdaki tarafından değişik anlaşılabilir. Değişik yorumlanabilir. Ancak konuşmak, hele hele her şeyi açık açık konuşmak, anlaşmanın, anlaşılmanın, ilerlemenin ve gelişmenin en önemli kuralıdır.
Önceden verdiğim bir örneği burada tekrarlamak isterim; Hiç kimseyle görüşmeyen ve konuşmayan bir adam, tüm insanlık için çok çok önemli bir icatta bulunmuş, bu sayede insanlar savaşmayacak, kötülük olmayacak ve besinler çok bol, insanlar çok neşeli ve mutlu olacakmış. Ancak odasına kapalı yaşayan ve kimseyle görüşmeyen bu adam bir gün aniden ölmüş ve bu icadı da bir çok kişi ne olduğunu anlamadığı için üzerinde çok değişik yorumlar yapıldıktan sonra onunla birlikte yok olup gitmiş.
Konuşmak ve iletişim kurmak tüm toplumlarda, tüm kurum ve kuruluşlarda ilerlemenin ve gelişimin temel taşıdır. Bu özellikle siyasi partilerde daha da önemlidir. Çünkü siyasi partiler içersinde, farklı coğrafya ve kültürlerden bir çok üye yer almaktadır. Farklı kültürlerden bu kadar çok bireyin yer aldığı topluluklarda iletişim ve açıklık çok önemlidir. İyi anlatılamamış veya anlaşılamamış konular önce yanlış anlamalara, daha sonra suiistimale, dedikodu ve söylentilere açık hale gelir.
Dedikodu ve söylentilere bir defa izin verildi mi önünü kesmek ise oldukça zordur. Çünkü siyasi partilerde üyeler genellikle ön plana çıkmak ve yönetimlerde veya adaylıklarda yer almak için yarış içersindedir. Bu yarışın en çok uygulanan taktiği ise ‘çamur at izi kalsın’ şeklinde uygulananı ve genellikle bu çamurun nereden atıldığının anlaşılamadığı biçiminde olanıdır.
Söylenti ve dedikodular geliştikçe, ilgili olduğu kurum ve kuruluşta ‘çöküş’ kaçınılmazdır. Bu nedenle o kurum veya kurumun yöneticilerinin böyle durumlarda yapacağı en iyi şey tüm şaibelere açıklık kazandırmak olmalıdır.
Yönetim ve üyelerinin düzen içinde ve çok çalıştığı kurumsallaşmış yapılarda bu söylentiler genellikle en aza indirgenmiştir. Kurumsallaşmış yapılarda kişiler değil yapılan işler ön plandadır ve kişiler çalıştığı oranda yükselebilmektedir. Böyle yapılar, eş dost ilişkileri ve adam kayırma ve kollamanın en aza inmiş olduğu yapılardır.
Son günlerde halkın verdiği oyların çok azalmış olduğu DSP içersinde büyük bir kaynama görmekteyiz;
Son olağan üstü kurultayda Genel Başkan değiştikten sonra ‘Masum Türker ekibi’, eski Genel Başkanı savunan ‘Zeki Sezer’ ciler’, Kurucu Genel Başkanı benimseyen ve onunla birlikte DSP den ayrılmak isteyen bir grup, DSP içersinde ilke bazında mücadele veren ‘Demokratik Sol Atılım (DSA) olarak nitelendirilen bir grup’ ve diğerleri oy oranı ve üye sayısı çok çok azalmış bu partide az da olsa bir hareket ve heyecan yaratmaktadır. Ancak bu heyecan, gruplar arasındaki ‘çamur at izi kalsın’ taktikleri nedeni ile oy oranını arttırmaya yönelik motivasyonu sağlayamamaktadır.
Tüm gruplarda yer alan partili ve parti sempatizanı kişilerin tek bir ortak amacı olduğu tartışmasız bir gerçektir ve ben bu gerçeğin ‘Partiyi en üst noktaya taşımak’ olduğuna inanıyorum. Amaç aynı olduğu halde, gruplaşma, bu çekişme ve birbirlerini kötüleme neden?
Bunun tek nedeni parti içersindeki 'iletişim' eksikliğidir. Yöneticilerin yeterince liderlik ve yöneticilik eğitimi almamış olması ve yönettikleri alt birimlere de bu 'iletişim eğitimini' verememiş olmalarıdır.
Bu eğitimi alan bireyler ve yöneticiler kolaylıkla görebileceklerdir ki kurum ve kuruluşlarda iletişim, konuşma ve her şeyi açık açık konuşma topluluk içersinde dostluk ve arkadaşlığın gelişmesinde, ilgili kurum ve kuruluşun ilerleme ve gelişmesinde en önemli temel taşıdır.
DSP nin yeni yönetiminin, bu yeni döneminin ikinci ayında kurumsallaşmanın temel taşı olan ‘iletişim’ i doğru ve güvenilir olarak yerleştirmesi dileğiyle……
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| "Cumhuriyet Yeniden İnşa Ediliyor"! |
|
| Devamı... |


Atatürk onun en değer verdiği varlıktı. Çocukluğu ile ilgili anıları ona sorulduğunda hep anlattığı, Atatürk Büyükada’ya geldiği zaman çocukluk arkadaşı Emin Adakan’la, Atatürk’ün elini tutma ya da elbisesine deyme yarışı yapmasıydı. Bir keresinde de bunu başarmıştı
