Paranın Önemi ve DSP
DSP Genel Merkezinde parti meclisinin toplanarak ‘Kesin Hesabın’ görüşüldüğü bu günlerde nedendir bilinmez gözümün önünde çok önceleri okuduğum bir kitaptan bazı sahneler canlandı;
Hasan İzzettin Dinamo’ nun bu nefis eserinden bazı alıntılarla gözümde canlanan bu sahneleri sizlere aktarmaya çalışacağım;
Kurtuluş mücadelesinin ilk günleri, İstanbul Hükümeti’ nin bütün baskılarına rağmen Erzurum Kongresi toplanabilmiş ve Kurtuluş Savaşımız için ilk kıvılcımlar çakılmıştı.
‘‘Erzurum Kongresinde her ne kadar Mustafa Kemal parlamışsa da, bu kongre daha çok Kazım Karabekir’ in büyük bir güç olarak millete tanınmasında yardımcı olmuştu.’’
O tarihlerde Mustafa Kemal rütbelerini atmış, İstanbul Hükümeti tarafından aranan ‘Büyük Sarı Efe’ veya ‘Sarı Zeybek’ lakabı takılmış bir asi, Kazım Karabekir ise kolordu komutanıydı. Kazım Karabekir’ in varlığı nedeniyle Erzurum Kongresi, doğu vilayetlerinde çeşitli nedenlerle oluşturulmuş milli nitelikli cemiyetleri bir araya getirmekte başarılı olmuştu.
Bu tarihten sonra Sivas’ da toplanacak bir kongreyle ülke müdafaası için kurulmuş tüm cemiyetlerin bir araya getirilmesi düşünülüyordu. Böylece milli mücadele ruhu ve milli şuur oluşacaktı.
‘’Sivas Kongresi Mustafa Kemal için bir ölüm kalım sorunuydu. Bu kongre Mustafa Kemal’in kişiliğini bütün dünyaya duyuracak ve Kazım Karabekir’i de Mustafa Kemal’in gölgesi altına alacaktı. Ancak bu şekilde Mustafa Kemal bir ihtilalci olarak milletin kaderine el atabilecekti.’’
‘’Artık bir hafta on gün içersinde Erzurum’dan Sivas Kongresi için, Sivas’a doğru yola çıkılacaktı. Bütün iç ve dış düşmanlar bu kongrenin yapılmasını önlemek için var güçleriyle çalışıyordu.’’
Mustafa Kemal, milli iradeye karşı çıkmak isteyenlere ‘Ahmaklar, memleketi Amerikan Mandasına, İngiliz himayesine terk etmekle kurtulacaklarını sanıyorlar. Kendi rahatlarını temin etmek için bütün bir vatanı ve tarih boyunca devam edip gelen Türk İstiklalini feda ediyorlar.’’ şeklinde serzenişlerde bulunuyordu.
Bu serzenişin sebebi ise parasızlıktı. Çünkü Mustafa Kemal ve beraberindekilerin Sivas’a gidebilecek paraları kalmamıştı. Erzurum halkının bir kısmı çoluk çocuğun takılarını bozdurmak istediyse de göçmenlik günlerinde bu takıların bozdurularak harcandığı ortaya çıktı. Müdafaayı Hukuk Cemiyetinde ve cemiyet üyelerinde de beş para kalmamıştı. Mustafa Kemal’de de hiç para yoktu. Bu para bulunamazsa ‘Kutsal İsyan’, ‘Kurtuluş savaşı’ belki de yapılamayacak, ülke dış güçlerin elinde parçalanıp yok olacaktı.
Her şeyden ümidin kesilmekte olduğu bir anda ortaya çıkan emekli subay Süleyman Bey, hiçbir karşılık beklemeden ve adının gizli kalması şartıyla Mustafa Kemal için gerekli olan parayı (900 lira) Müdafaayı Hukuk Cemiyetine bağışladı. İşte bu küçük para milli kurtuluş hareketinin başlaması için çok çok büyük bir rol oynamıştı.
Başlayan kurtuluş savaşı ise üç yıl gibi kısa bir sürede mutlu sona ulaştı.
Bir an için son beş yıldır DSP yöneticilerini ve uygulamalarını düşündüm. İcazetle tevcih edilen görevlere kolaylıkla gelindi. Bol bulunan birikimler ne kadar kolaylıkla ve ne çabuk tüketildi. Ve çok muhtemel ki bu harcamaların hesabı sorulmadan sorumluları partinin üst makamlarında görev almaya devam edecekler.
Acaba bu birikimler böyle idealist yöneticilerin elinde olsaydı. DSP ve ülke şimdiki gibi mi olurdu?
Kaybolan beş yıl az zaman değil, bunu yeni yönetimin bir kere daha düşünmesini istiyorum.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| TBMM Hangi Şartlar İçinde ve nasıl Açıldı |
|
| Devamı... |


Meclis’in açılacağı günlerde batı dünyası dinsel fanatizmin ve emperyalizmin acımasızlığının en canlı örneğini veriyorlardı. 12 Şubat–10 Nisan 1920 günleri arasında Londra’da Türklerle yapılacak barış antlaşmasının esaslarını tespit etmek amacıyla yapılan toplantıda
