‘Ulus’a Veda(!),
‘Ulus’a Veda(!), “Ekonomi ve Politikada Ulusal Tavır”a Merhaba…Alkan Soyak
Bundan yaklaşık 1,5 yıl evvel Ulus Gazetesi’nde yazmaya karar verdiğimde, gazetenin eski yazarlarından biriyle yapmış olduğum e-mail yazışmasını çok net hatırlıyorum. Kendisine Ulus’ta artık niçin yazmadığını sorduğumda bana şu yanıtı vermişti: “Bir ülkede okuyandan çok yazan varsa, yazmanın değeri giderek azalacaktır”.
Atamızın kurduğu gazetede yazıyor olmanın verdiği onur ve sorumlulukla, hiçbir telif ücreti talep etmeden bugüne kadar 70’in üzerinde yazı yazdım. Yazmaya başladığımdan bu yana hiçbir hafta yazımı aksatmadım. Buna karşın gazete yönetiminin kendi ihmalleri neticesinde birkaç hafta köşem boş kaldı. Yönetimin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen, özellikle PTT üzerinden dağıtılıyor olmasının da getirdiği dezavantajla gazetenin istenilen yerde olmadığını gözlemledim. Böylesi bir bilgi çağında internet üzerinden yapılan yayına özel önem verilmesi gerektiğini düşünerek, web sitesini etkin kılmaya yönelik iyi niyetli çabalarıma ve bilfiil gayretlerime rağmen, bu konuda herhangi bir yol alınamadığını üzülerek tespit ettim.
Gazete yönetimine ilgili sorunları çözmeye yönelik her teklifimizde, gazetenin reklam alamadığından ve imtiyaz sahibinin kişisel katkılarıyla bu işi döndürebildiklerinden söz edildi. İktidara muhalif bir gazetenin bu tür güçlüklerle karşılaşmasını bir yere kadar doğal karşılamak gerek. Lakin bu süreçte gazetenin geleneksel okuyucusuyla olan bağının da çok güçlü olmadığın hissetim. Kendi kişisel gayretlerimle internet üzerinde açtığım blog ve facebook grup sayfamla belirli bir okuyucu kitlesi oluşturmam mümkün olabildi. Bu platformlardaki okuyucularım yazdığım birçok yazıya olumlu ya da olumsuz eleştirilerde bulundular. Bazı yazılarım tamamen okuyucularımın görüşleri üzerine biçimlendi. Ama gazeteyi dağıtım yoluyla edinen geleneksel abonelerden yazılarıma çok sınırlı sayıda tepki geldi. Bu durum yazma isteğimin giderek azalmasındaki en önemli faktörlerden bir tanesi oldu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen çok önemli bir olumlu faktörü de anmadan geçemeyeceğim. Şimdiye kadar yazdığım yazıların hiçbirine gazetenin yazı işleri müdürü Nevzat Selvi tarafından bir müdahalede bulunulmadığı gibi herhangi bir sansür teşebbüsüyle de karşılaşmadığımı itiraf etmeliyim.
Sonuç olarak tüm bu faktörlere, ülkede yaşanan son seçimin işaret ettiği karanlık atmosfer de eklendiğinde, şimdiye kadar yazılan ve çizilenlerin bir fındıkkabuğunu dolduracak kadar dahi etki yaratmadığını üzülerek algılayıp; solan ümitlerle birlikte gazetede artık yazmalı mıyım sorusunu kendime sıkça sorar oldum. Belki geçici bir durum, ya da hakiki bir sona doğru gidecek bir süreç; ama aslolan şu ki yazma isteğim giderek azalmakta. Birilerinin umurunda mıdır bilmiyorum, lakin çok yakın bir dönemde yazılarımı tamamen kesebilirim.
Bu arada tüm bu olumsuzlukların yanında benim için güzel olan bir haberi de siz dostlarla paylaşmak istiyorum. Ulus Gazetesi’nde yazdığım yetmişi aşkın yazıyı bir kitapta topluyoruz. Derin Yayınları’ndan bu yaz çıkacak olan kitabın ismi ise “Ekonomi ve Politikada 'Ulus'al Tavır”.
Umarım yazma arzum Ulus’ta ya da bir başka platformda yeniden doğar ve kendimi en iyi ifade edebildiğime inandığım bu eyleme tekrar kavuşabilirim.
Şimdilik sevgiyle kalın.
Alkan Soyak
Krizalit Blog (18 Haziran 2011)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| TBMM Hangi Şartlar İçinde ve nasıl Açıldı |
|
| Devamı... |




Meclis’in açılacağı günlerde batı dünyası dinsel fanatizmin ve emperyalizmin acımasızlığının en canlı örneğini veriyorlardı. 12 Şubat–10 Nisan 1920 günleri arasında Londra’da Türklerle yapılacak barış antlaşmasının esaslarını tespit etmek amacıyla yapılan toplantıda
