Üniversite Öğrencilerinin Avrupa Birliği’ne Bakışı
Avrupa Birliği’ne (AB) girişle ilgili umutların farklı platformlar üzerinden hemen her gün pompalandığı AKP iktidarları döneminde, çeşitli kesimlerin Birliğe bakışını anlamayı hedefleyen çalışmaların sayısında da çok ciddi bir artış yaşanıyor. Türkiye’de üniversite gençliğinin AB konusundaki görüşlerini analiz etmeyi hedefleyen çalışmalarda da benzer bir eğilim söz konusu. Örneğin, Atatürk Üniversitesi, İ.İ.B.F. İktisat Bölümü’nden bir grup öğretim üyesinin Türkiye genelinde yaklaşık 7500 öğrenciyi içeren ve üniversite gençliğinin AB’ye yönelik beklentilerini saptamayı hedefleyen 2007 yılına ait çalışması bunlardan yalnızca bir tanesi. Ancak konu öğrencilerin hazırlamış olduğu çalışmalara geldiğinde ise, bu alanda nitelikli ve ayırt edici çalışmalara rastlamak o kadar da mümkün olmayabiliyor.
Marmara Üniversitesi, Ekonometri Bölümünden bir grup öğrenci, Türkiye’de üniversite düzeyinde eğitim gören gençlerin AB hakkındaki düşüncelerini belirlemek ve Birliğe olan bakış açılarının okul, yaş ve cinsiyete göre ne derece farklılık gösterdiğini incelemek amacıyla bir dönem projesi hazırlamışlar. Proje liderliğini Cüneyt Tunç’un üstlendiği bu çalışmaya, Sadık Can, Erden Sülecik, Murat Akdağ, İbrahim Şahin ve Hakan Aydemir isimli öğrenciler desteklerini sunmuşlar. Çalışma sonucunda ilginç bulgulara ulaşılmış. Bu yazımda ilgili çalışmayı tanıtmak ve çalışmanın konuyla ilgili bazı bulgularını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çalışmada ana kütle olarak, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Kültür Üniversitesi, İstanbul Aydın üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi olmak üzere 10 adet devlet ve vakıf üniversitesinden, örnek kütle hacmi olarak 1000 adet öğrenci belirlenmiş. Veri toplama tekniği olarak anket yönteminin tercih edildiği çalışmanın anket uygulamaları ise geçtiğimiz Mart ayı içinde yapılmış. Anket sonuçları belirli istatiksel paket programlarla değerlendirilmiş ve yine çeşitli istatistiksel testlerle güvenirlik analizleri yapılmış. Araştırma sonucunda elde edilen bulguları ise şu şekilde özetlemek mümkün:
-Çalışmanın en önemli bulgularından biri, Türkiye’nin AB üyeliğini destekleme noktasında geçtiğimiz 5-6 yıllık süreç içinde üniversite öğrencilerinin önemli bir inanç kaybına uğramış olması. Çalışmada Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeyen öğrencilerin oranı %45’ler düzeyinde çıkmış. Bu durum üniversite gençliğinin AB’ye olan inancının eski çalışmalara göre giderek azaldığına işaret etmekte. Araştırmacılar bunu büyük ölçüde AB üst kurumlarının Türkiye’ye karşı adil ve samimi olmayan tavırlarına ve Türkiye’ye karşı yapılan çifte standartlı uygulamalara bağlamışlar. Gerçekten de ilgili konular açısından öğrencilerin yanıtları, istatiksel olarak büyük ölçüde bu samimiyetsizlik ve çifte standarda vurgu yapmakta. Kanımca bu noktada, AKP iktidarının samimiyetsizliğini ve popülizm adına kamuoyunu yanlış yönlendiren politikalarını da hatırlatmak gerekiyor. Kaldı ki “AB konusunda AKP politikalarını beğenmeyen” öğrencilerin oranının %47’yi bulması bu konuda önemli bir işaret olsa gerek.
-Üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği’ni hangi değerlerle özdeşleştirdiği ise çalışmanın bir diğer önemli bulgusu. AB denilince üniversite öğrencilerinin aklına gelen ilk kavramlar; “ekonomik kalkınma, seyahat özgürlüğü ve daha iyi yaşam kalitesi” olarak karşımıza çıkıyor. “Kültür erozyonu, ulusal egemenliğin aşınması, demokrasi ve özgürlük” gibi değerler ise AB algısı içinde sonlarda yer alıyor.
- Çalışmaya göre öğrencilerin yaklaşık %67’si, Türkiye’nin AB’ye tam üye olamayacağına inanıyor. AB üyeliği dışında “Türk Birliği” ve “İslam Birliği” gibi seçeneklere inanan üniversite öğrencilerinin azımsanamayacak bir oranda olması (yaklaşık %61), AB dışı alternatiflere üniversite öğrencisinin bakış açısını yansıtması açısından önemli bir bulgu.
-Üniversite öğrencilerine göre, AB üyeliği sürecinde engel çıkaran ilk üç ülke sırasıyla; Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi. Kıbrıs Sorunu ve limanlar konusundaki çözümsüzlükler de büyük ölçüde bu ülkelerin tutumlarına atfediliyor. Özellikle de AB’nin Kıbrıs ve Ermeni sorunlarıyla ilgili olarak tutumu, üniversite öğrencisinin AB’ye olan desteğin azalmasındaki en önemli unsurlar olarak kabul ediliyor. Araştırmacılar bu noktada kanımca çelişkili bir saptamada bulunuyorlar. AB algısını büyük ölçüde “ekonomik kalkınma, seyahat özgürlüğü ve daha iyi yaşam kalitesi” gibi değerler üzerinden kuran bir üniversite gençliğinin, Ermeni ve Kıbrıs sorunu gibi büyük ölçüde “ulusal egemenlikle” ilgili bir sorunu önceleyerek desteğini azalttığı vurgusunu yapmak, çalışmanın diğer bulgularıyla örtüşen bir yorum değil. Çalışmanın diğer bulgularıyla uyumlu olabilmesi için, öğrencilerin AB’ye olan desteğinin azalması ve yaşanan güven bunalımının arkasında çok daha “sosyoekonomik” nitelikli gerekçeler aranması gerekiyor.
- Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen bayan öğrencilerin oranının, erkeklerden yüksek olması ilgi çekici diğer bir bulgu iken, vakıf üniversitelerinde AB üyeliğini destekleyen öğrencilerin oranının, destek veren genel öğrenci ortalamasının “çok üzerinde çıkması” ise sürpriz olmasa gerek.
Bir çağdaşlık projesi olarak sunulan AB’ye üyelik konusu, son dönemlerde iç politikaya sıkça malzeme yapılması ve dış politikadaki eksen kayması tartışmaları bağlamında daha uzun yıllar Türkiye’de tartışılacak bir konu. Konuyu tüm boyutlarıyla anlamlandırabilmek için, çeşitli kesimlerin AB’yle ilgili bakış açılarını ve algılarını yansıtan bu tür çalışmalara eskisinden çok daha fazla ihtiyaç var. Özellikle gençler, yalnızca AB’yle ilgili değil diğer birçok yaşamsal sosyoekonomik konuda yüzeysel söylemlerle yetinmeyip, olguların dinamiklerini nedensellik ilişkileri içinde ve bilimsel bir tavırla araştırıp, değerlendirdikçe Türkiye’nin önü her zaman açık ve endişeye mahal yok. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlerimizle ilgili şu sözü ise teminatımız:
“Her şeye rağmen muhakkak bir ışığa doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletimin hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir”.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Ulus Gazetesi, 23 Mayıs 2011
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Media diyor ki; 4 Nisan günü 12 Eylülcüler yargılanacakmış... |
|
| Devamı... |




Bugün 12 Eylülcüler'i, 12 Eylül anti-demokratik kargaşasını yaratanları yargılama günüymüş... İşit de, inanma !... Duy da, kanma !... Son yıllarda yaşadığımız "ileri-demokrasi" düzeni, siyasetle,
