Rejimin güvencesi biber gazı mıdır?
Korku güven arar, korkan güveni buldu mu tehdit savurur… AKePe’nin 2.Başbakanı RTE 29 Haziran 2009 günü Polis Eğitim ve Kongre Merkezi’nin açılışında "Emniyet teşkilatımız hem demokrasinin, hem hukuk sisteminin hem de daha genel anlamda rejimin sarsılmaz bir güvencesi, adeta bir sigortasıdır" sözlerinin sonucunu bugünlerde yaşıyoruz, böyle kalırsa gelecekte de yaşayacağız…
Bu kelâmları biraz ucu sivriltilmiş kalemle düzeltecek olursak “Bu rejimin güvencesi biber gazımıdır?” diye sormakla yanlışlık mı yapılmış olur?
Parlamenter rejimlerin güvencesi demokrasinin temeli yasama, yürütme ve yargıdır, bunların karşısına Polis’i çıkarırsan devletin yönetim biçimi değişir ve “Polis Devleti” olmaz mı?
Polis teşkilâtı ya da emniyet teşkilâtı iç huzurun güvencesi olmalıdır…
Fakat biber gazıyla değil…
167 bin polis ve 7 bin özel tim görevlisinin olduğu Türkiye’de başta 2010 yılında 16 bin olmak üzere yaklaşık toplam bir okadar da yeni kadrolarla takviye edileceği düşünülecek olunursa soru işaretleri çoğalmıyor mu?
İki yıl içinde 240 bine ulaşacak olan emniyet kadrosu AB standartlarına yaklaştırılmak istenirken ikinci bir ordu mu kurulmak isteniyor?
Emniyet teşkilâtında görevli memurlar uzaydan gelmediler. O’nların hepsi bu ülkenin çocukları-insanları, Çoğunluğu yoksul ailelerden geliyor…
Ellerine biber gazı tutturan erktekiler korkularını güvence altına mı almak istiyorlar?
Bunun en yakın örneğini Ankara’da eylemdeki Tekel İşçilerinin üzerlerine biber gazı sıkılarak soğuk havaya bakmadan göle sığınmalarına, gölde iken bile üzerilerine su sıkılmasına tanık olunda, acaba o Polisler çok mu memnun ve mutluydu?
O işçilerin arasında tanıdığı-yakını olan polis varsa elleri titremedi mi?
Emir demiri kesermiş!
Bunun bir başka örneği de İstanbul itfaiye emekçileri üzerine Polislerin erktekilerce saldırtılması efendilerin güvencesi miydi?
1988 yılında Basın-İş Sendikasına bağlı Darphane işçilerinin grevinin 27’nci gününde Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olarak ziyaret eden Şimdi AKePe’nin 2.Başbakanı olan RTE işçilere destek için “grev gözcüsü” önlüğünü üzerine giyerek fotoğraf çektirmişti.
Burada, “(…)Alın teri kutsallığını yitirmiştir. Ülkemizde işçilerimiz kira ücretlerini dahi ödeyemeyecek zorluklar içerisindedir. Bu zulme son verene kadar haklı ve kararlı mücadelelerin yanında olmayı inancımız gereği görev telakki ederiz” demişti şimdiki AKePe’nin 2.Başbakanı RTE...
Bugün değişen nedir, sorulmaz mı?
Siyasi-Politik yaşamını en iyi belirleyen “Amacıma ulaşmak için Papaz cüppesi bile giyerim” diyen RTE, yarınlarda hangi cüppeleri sıraladı çekmecesinde?
İşçiyi-emekçiyi-ezileni-işsizi-yoksulu tehditler savurarak yolundan alıkoymak mümkün değildir…
Tekel İşçilerine dayanışma eylemlerinde bulunanlara “kanuni işlem yapılacaktır” diyerek aba altından sopa göstermekle, tehdit etmekle korkular güvence altına alınamaz.
Erktekilerin elinde 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi varsa milyonlarca emekçinin elinde hak isteme kararı da vardır…
HERKES YERİNE
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| "Yavuz Hırsız" Rolü Oynanıyor |
|
| Devamı... |




İktidarın yandaş yazar ve sözde aydınları, bütünüyle AKP ile Tayyip Bey’i koruyup kollamayı ve yargıyı ele geçirmeyi amaçlayan ve bu niyet anlaşılmasın diye de içine bazı elma şekerleri sokuşturulan anayasa değişikliği paketine karşı çıkanları; demokrasi karşıtı (!), darbeci (!) ve statükocu (!) olmakla suçlayacak kadar faşist olabiliyorlar. 