1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Edepli Yazılar… (6)

Yazdır E-posta

Nurettin Kurtuluş - 07 Ekim 2009

Kendiyle barışık olmayan kişiler, kendine de yenik düşer.
Korku benliği olur, mücadele azmi kaybolur.

Bu yapıdaki kişiler kolayı seçer; maddi ve manevi sadakalara boyun eğer-rıza gösterir, bir diğer tabirle kölelik O’nları rahatlatır, çünkü sorumsuzdurlar-sorunsuzdurlar!
 
Yutturulan “bir lokma bir hırka” aldatmacasıyla “siz onurlu bir kent soylusunuz” “hamdolsunlar la-şükrolsunlar la” yaşayın “Tanrının katında yeriniz hazırdır sorununuz ve sorumluluğunuz bize aittir” diyen seçkinlere verilecek yanıtları bulamama, insanın kişiliksizliği olmamalıdır…

Bunlar varsa-kalmışsa onurunu da pazarlar.
Onurunu satan bir kişinin artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştır…

Ruhsal özürlülük cehaleti (bilgisizliği) tetiklerken, ihtiyaçlarını karşılayamayan-karşılamakta zorluk çeken insanların tüm düşüncelerini yoksulluğu hangi yollardan hallederimler işgal eder…

Gerçekleri duygularıyla algılamaya çalışırken, yapması gerekenler üzerinde yanlış kararlar verir mücadelesi sadece günlük bedensel gereksinimlerinde yoğunlaşır.

Bunda da başarılı olamaz…

Bunlar, devletin içinde çoğunluğu teşkil eden mutlu olmayanlar kesiminde yerlerini alırken, mutlu azınlığın azgınlıklarına korktukları için tepkisiz kalırlar dolayısıyla O’nları bilinçsizce onaylarlar.

Tepkisiz çoğunluk; seçtikleri seçkinlerin üstlendikleri görevleri uygulamamaları mutlu azınlığı güçlendirir daha da azgınlaştırır. Fakat devleti zayıflatır-temellerini sarsar, sonunda ise yıkılır harabeye döner…

Bir devletin bütünlüğünün korunması için, toplumun maddi ve manevi eşitliği Barış zedelenmemeli.

Ekonomik paylaşım; “berikiler” ve “ötekiler” ayrımıyla “benden yana olanlar” ve “benden yana olmayanlar” kutuplaştırılmasıyla devlet, siyasal bakımdan tam örgütlenmiş bir toplum görünümü vermez, erki ele geçirenler bunun faturasını öder ya da ödetir!

Bir devlette konulan ilke ve yasalar temele oturduktan sonra sıkça-tekrarlanarak amaçlara göre değiştirilmesi “delinmesi” yenilenmeye çalışılması bütünü sarsar…

Sarsılmaz ilke ve yasalar bütününün gerçekleşmesi temel yasalarla başlangıçta sağlanmazsa devlet ve toplum gecekondular gibi eksik yanları çıkarlara göre tamire çalışılırsa çatı çöker, altta kim kalır?

Mimarları da mı?

“Ötekileştirilen” insanlar oynayacakları oyuna doğru yerden başlarsa; eğitimleri-kültürleri-gelenek-görenekleri-mücadeleleri ve örgütlülükleriyle “berikileştirilenlere” örnek olur yıkılan-yıkılmakta olan gecekondu devletinin yeniden ve sağlam olarak birlikte atabilirler…

Örnek olanlar (ötekileştirilenler)-olmak isteyenler;
“berikileştirilenler” ile gereken sıcak ilişkilerde sabırlı olurlarken her zaman en son konuşan olmalıdırlar.

O’nlar dinlenmeli, bırakalım konuşsunlar en sonunda örnek olanlar verilecek yanıtlarla kendilerini kabul ettirebilirler.

Alışılmış; bıkkınlık getiren şamata-dedikodu-gevezelik-demagoji “berikileştirilenleri” saflarında kalmalarına neden olabilir.
HERKES YERİNE

 

Seçme Haber

Bir Nisan Ayı da Böyle Geçti

Nisan; ilkbaharın güneşiyle, yağmuruyla, bazen serin, bazen ılık havasıyla en güzel ayıdır. Erguvanlar, leylaklar, erikler dallarda çiçeklenir…Kent yaşamının olumsuz dışsallıklarının o dayanılmaz kokusuna baskın gelir bahar çiçeklerinin kokusu… Ağaçlarda yalnızca çiçekler mi var ?... Dallara konan  kuşlardan oluşan doğanın o muhteşem  korosu…

Devamı...