1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

“Nasıl bir rejim” ve “Hangi İdeoloji”… ?

Yazdır E-posta

Nurettin Kurtuluş - 15 Temmuz 2009

Geçtiğimiz günlerde iki çok önemli olay Türkiye’nin nerelere geldiğinin-getirildiğinin karakteristik örnekleri olduğunu gördük-görüyoruz, yaşadık bir süre daha yaşayacağız…
 
Birincisi; Topkapı Sarayı’nın 1. Avlusunda yapılan dünyaca ünlü Piyanist Saygıdeğer İdil Biret konserine Alperen Ocakları’nca yapılan saldırı…
Saldırıda bulunanlar sadece protesto ettiklerini fakat “isteseydik orayı dağıtırdık” demekle ne kadar güçlü olduklarını ima etmeye çalışmışlar…
Evet, bunlar güçsüze karşı güçlü olabilirler, çünkü oraya gelenler savaşmak için değil, konser izlemeye gelmişlerdi ve savunmasızdılar…
 
Bunlara birkaç örnek vermek isterim:
16 Mart 1978 tarihindeki “Beyazıt Katliamı” olarak bilinen İstanbul Üniversitesi’nden toplu çıkış yapan savunmasız öğrencilerin üzerine ülkücülerin bomba atılıp ateş açılması sonucu 7 öğrencinin yaşamını yitirmesi, 41’inin yaralanması…
 
8 Ekim 1978 günü Ankara'nın Bahçelievler mahallesinde Türkiye İşçi Partisi üyesi savunmasız yedi öğrencinin ülkücüler tarafından katledilmesi
 
19 Aralık 1979 yılında başlayan savunmasız insanlara yönelik Maraş katliamı…
 
2 Temmuz 1993 savunmasız 35 kişinin katledildiği Sivas Madımak Katliamı…
Hrant Dink-Malatya Zirve yayınevi-Trabzon’da Katolik papazı İtalyan Andrea Sentore katliamları…
 
Bunlara çok fazla eklenecekler var bu kısa makalede hepsini yazmak olanaksız…
Konseri engellemeye çalışanlar başıboş bir ülkede butür olayları daha da çok yaşatacaklardır…
Ünlü sanatçı Biret başka ülkelerde Türk piyanist olduğu için bu tür tepkiler aldığını ama hiçbirinin bu çapta olmadığını belirterek, endişelerini dile getirdi: İnsan ‘Nasıl bir rejimde yaşıyoruz?’ diye soruyor…
 
AKePe’li (“Edepsizce” değil TDK yazım kılavuzuna göre) Kültür Bakanı Günay "Türkiye’yi böyle ilkel birtakım yaratıkların yönlendirmesi, baskı altına alması gibi girişimlere izin vermeyiz” derken, “Osmanlının Son Padişahı” AKePe’nin 2.Başbakanı RTE (“edepsizce değil” TDK yazım kılavuzuna göre) ve veziriazamı Bay Baykal suskunluklarını sürdürüyorlar…
 
“İlkel yaratıklar” diyor Bakan Günay ya da ilkel insanlar oysa ilkel insanlarda İlkel çağda yukarıdaki gibi sıraladığım böylesi bir vahşet yoktu.
O’nlar çağ atlatanların başında duranlardı, orada kalmadı insanlık aşama gösterdi insanlık ve Barış getiren yolları da dişleri-tırnaklarıyla döşediler…
 
İkinci Olay:
Ruhi Su’nun anıt mezarına saldırı…
Almanya’da Yeni Nazi’ler Hitlerin itleri Müslüman ve Yahudi mezarlarına saldırılar düzenlerken buradaki kopyaları da onlardan daha farklı olamazlar.
Türkiye’nin yüz akı dünya saygını şairimiz Nazım Hikmet Usta ne ise Müzikte tedavisine izin verilmeyerek katledilen Ruhi Su Usta da odur…
Nazım Hikmet Usta “vatan hainlerinin” korkulu rüyası ise türküleri ile Ruhi Su Usta da gericilerin ve faşistlerin sesiyle sazıyla korkulu rüyası olmuştur…
Ruhi Su'nun oğlu Ilgın Su bu ikinci saldırı üzerine soruyor “Hangi ideoloji mezara saldır der ki?" diye…  
 
 İdil Biret ‘Nasıl bir rejimde yaşıyoruz?’  Ilgın Su “Hangi ideoloji mezara saldır der ki?"   sorularının karşılığı açıkça İslamofaşizmdir…
HERKES YERİNE

 

 

Seçme Haber

Dur Yolcu...!

Bilmeden gelip bastığın bu toprak,  Darbecilerin ancak otuz –otuz beş sene sonra yargılanabildiği yerdir... Üstelik darbenin bütün kurumları sapa sağlam ayakta iken... Sadece ölüme üç günü kalmış iki ihtiyarın yargı önüne çıkarıldığı yerdir...

Devamı...