Yaşam ve ölüm
Ölüm bir son mudur? Yada yeni bir başlangıç mı? Biten bir şeyin devamı mümkün müdür?
Ne zaman öleceğinizi bilseniz günlük yaşamınızı değiştirir misiniz? Kim bile bilir ki öleceği günü, eğer intihar etmeyecekseniz.
Neden yaşarız bir sistemin parçası olduğumuz için mi? Toplum içinde bize biçtikleri vazifeleri tamamlamak için mi? Çaresizce, sessizce, sakince ölüm vaktimizi bekliyoruz sadece. Ölmek için mi yaşıyoruz.
Yaşamak için bir sebebimiz yoksa eğer neden duruyoruz biz neyi bekliyoruz. Yada yaşamak için bir sebebimiz var mı?
Eksikliğimiz ne zaman fark edilir ne zaman unutuluruz? Kalıcı bir şey yapamazsak eğer.
Bu yüzden Atatürk ve Ecevit unutulmazlar olarak hatırlıyoruz. Birer yaşamış efsane. Yâda Türk sinemasında bir Cüneyt Arkını Yılmaz Güneyi Edebiyat da Nazım Hikmet, Oğuz Atayı Murathan munganı…
Ömür denilen şey bir yol hatta merdiven. Her basamağı yaşanması gereken bir kesit basılıp bir üst seviyeye çıkılması gerekir. Gerekir ki insan kendini geliştirsin. Bu yüzden mi demiş Ahmet Haşim ‘ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden’ diye…
Yaşam da hep yükselmezsiniz iniş ve çıkışları vardır. Bunları siz tercih edersiniz yani aslında her şey elinizdedir. Yaşamınızı siz şekillendirirsiniz tercihleriniz hayatınızı etkiler.
Basamaklarımız, tercihlerimiz kısıtlıdır. Bir zaman döngüsü içerisinde geri dönüşü olmayan bir kavramdır.
Tüm basamaklarımız tercihlerimiz bittiği zaman ölüm kapımızı çalıyor. İşte o zaman arkana bakıp inceliyorsun. Ya pişman oluyorsun yada iyi anılıyorsun. O yüzden hala Atatürk Ecevit günümüzde seviliyor ve özleniliyor.
Her insan doğar, yaşar, ölür. Önemli olan ne kadar yaşadığımız değil yaşam sürecinde neler yaptığımızdır.
Semih Atik.
13.05.2011
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Londra Konferansı ve İkinci İnönü Zaferi |
|
| Devamı... |


Cumhuriyet tarihimizde 1921 yılı savaşlar (daha doğru bir deyimle muharebeler) ve anlaşmalar dönemi olarak kabul edilebilir. Konumuzla ilgili en önemli olaylardan biri, “Sevr” in revize edilmiş bir şeklini
