1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Özlüyoruz Karaoğlan

Süleyman Yağız - 28 Mayıs 2010

ÖZLÜYORUZ KARAOĞLAN!

Süleyman YAĞIZ

Mayıs ayının 28’inci günü, Ecevit’in doğumunun 85’nci yıldönümüydü… Yani, aramızdan ayrılmasaydı Ecevit bugün 85 yaşında olacaktı… Ve biz onun 85’inci doğum gününü kutluyor olacaktık, keyifle…

Ama artık aramızda değil… O nedenle keyifli değiliz; bugün bir taraftan onu kaybetmenin hüznünü yaşarken; bir taraftan da kendisini özlemle, sevgiyle, saygıyla, minnetle anıyoruz…

Ecevit çok farklı biriydi… Birçok özelliği vardı… Birçok açıdan simgeydi… Örneğin, siyasette dürüstlük denilince akla hemen onun adı gelirdi… Yine örneğin, nezaket denilince yine hemen o hatırlanırdı… O kadar ki, 80’li yaşında “aşk”ta bile örnek bir kişiliği vardı…

Büyük bir devlet ve siyaset adamı oluşunun yanı sıra çok da düzgün bir insandı… Sözünün eriydi… Verdiği sözün arkasında, ne pahasına olursa olsun, dururdu… Siyasetimizin en güvenilir lideriydi… Kararlı bir kişilik sahibiydi… Büyük bir hatipti… Şapkasıyla, kasketiyle ve gömleğiyle de tamamen kendine özgüydü…

Sadece kendisine oy verenlerle ölçülebilecek biri değildi… Çünkü kendisine oy vermeyenlerin de sevip saydığı biriydi… Buna bizzat tanığım… Bir gün bir yurttaşımız partimize bir ileti göndermişti… Diyordu ki: “Sayın Ecevit, 60 yaşındayım… Hayatımda size hiç oy vermedim... Ama sizi hep takdir ettim...”

***
Ecevit hakkında bu ve benzeri duyguları taşıyan çok insanımız vardır… Bir köşe yazısı içinde bunları tek tek sıralama olanağım yok… Ama şu kadarını söyleyeyim ki, Ecevit’i seven herkesin, sevmek için bir nedeni vardır…

Cenaze töreni de bunu gösterdi, kanıtladı… Her görüşten, her kesimden insan cenazesinin ardından yürüdü; onu samimiyetle uğurladı…

Bilmeyenler için anımsatmak istiyorum: Ben, Ecevit’in son genel sekreteriyim… Uzun yıllar en yakınında bulundum… Gazeteci olarak kendisiyle röportaj yaptığım odada, yıllarca onun genel sekteri olarak çalıştım…

Hastanede yatarken, onun için, Adsız Ozan (*) mahlasıyla bir şiir yazmıştım… Vefat edince sadece ikinci dizedeki “bekliyoruz” sözcüğünü, “özlüyoruz” diye değiştirdim… İşte o şiirim:

***
Sana ihtiyacımız var
Özlüyoruz, Karaoğlan!
Görecek çok işimiz var
Karaoğlan, Karaoğlan!

Işık tuttun yolumuza
Sen girdin kolumuza
Güç verdin “sol”umuza
Karaoğlan, Karaoğlan!

Sensiz umudun adı yok
Sensiz baharın tadı yok
Sensiz günün muradı yok
Karaoğlan, Karaoğlan!

Onca derdi nasıl çektin?
Nasıl direndin, direttin?
Fidanları sen yeşerttin!
Karaoğlan, Karaoğlan!

Sabah akşam el eyledik
Seni bize gel eyledik
Gözlerimiz sel eyledik
Karaoğlan, Karaoğlan!

Adın yazıldı dağlara
Sevgiler ektin bağlara
Ufuklar açtın çağlara
Karaoğlan, Karaoğlan!

ADSIZ’ların yüreğisin
Gönüllerin ereğisin
AK GÜNLER’in gereğisin
Karaoğlan, Karaoğlan!
---------
(*) “Adsız Ozan” mahlasını zaman zaman şiirlerimde kullanıyorum. İlk şiir kitabımı da 1974 yılında “Adsız Ozan Avşaroğlu” adıyla yayımlamıştım.

 

 

Seçme Haber

Fransızların Anadolu’dan Çekilişi

Fransızların günümüzde Ermeni davasına bu kadar büyük destek vermelerinin nedenini daha gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutarak anlayabilmek için Fransız- Ermeni ilişkilerinin geçmişini çok iyi bilmek mecburiyetindeyiz.

Devamı...