Ercan Çitlioğlu İle Pazar Söyleşisi
Güvercinevi Söyleşi’lerinin yedincisinde konuğumuz, Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi, Finansal Forum gazetesi köşeyazarı, araştırmacı Ercan Çitlioğlu’ydu. Katılımcıların yoğun soruları ile samimi bir ortamda geçen söyleşide, sayın Çitlioğlu’nun söyleşisinden bazı notları sizlerle paylaşmak isteriz.
Terörün kamuoyunda panik yaratmayı hedefleyen, kitlesel ve kanlı eylemler olduğunu belirten Çitlioğlu, terör eylemlerini iyi analiz edebilmek için, bu eylemleri gerçekleştirenlerin, vahşete düşkün, kana susamış bireyler olduğu gibi yüzeysel yaklaşımların tuzağına düşülmemesi gerektiğini söyledi. Terör eylemlerinin, kökleri görünmeyen bir ağaca benzetilebileceğini, önemli olanın ağacın görünen kısmının değil, köklerinin nerelere uzandığı ve kimler tarafından dikildiğini açığa çıkarılması gerektiğini söyleyen, sayın Çitlioğlu, bu konuda analizlerin sağlıklı yapılmasının önemine dikkat çekti.
Çitlioğlu konuşmasında; son örnek olayda olduğu gibi “Teröristlerin, üstün adanmışlık duygusuyla kendilerini öldürmeye hazır olduklarına, bireysel kurtuluşlarını sağladıklarını düşündüklerini belirtti. Kimliklerinin kamuoyunca bilinmesini istemelerinin, altında yatan nedenin bu olduğuna dikkat çeken sayın Çitlioğlu, bu kişilerin yüceltileceklerine inançları olduğunu, öldürdükleri insanlara karşı bir acıma duygusu beslemediklerini; onları aşağıladıklarını belirtti. Çitlioğlu’na göre, bu kişiler engellenemez; beslendikleri kaynaklar engellenebilir. Unutulmaması gereken nokta, teröründe sanıldığının aksine bir mantığının olduğudur. Yani klasik söylemle kör terör ifadesi yanlış bir analizdir.
Çitlioğlu, “İslami terör” kavramı yerine “islam adına yapılan terör” kavramı daha uygun olacağını, Bakara suresinde, “İslam adına cihad edip öldürmek farzdır”, diye yazdığını, fakat İslamı da bu anlamda diğer dinlerden yalıtmanın doğru olmayacağını çünkü diğer dinlerde de şiddet olgusuna rastlandığını söyledi. Çitlioğlu’na göre “İslami terör” kavramının yaygınlaşmasının, Türkiye’nin dışlanmasından öte bir amaca hizmet etmez.
Terör örgütü içinde yeralan bireylerin, öncelikle idealist olarak girdiklerini, bir süre sonra ister istemez profesyonelleştiklerini söyleyen Çitlioğlu, silah edinebilmek için yeraltı dünyasıyla ilişkiye girince, idealizm kaybolduğunu ve profesyonelleştikten sonra da, hizmetini, parayı ödeyene sattığını belirtti.
Ercan Çitlioğlu, “Yahudi Kürtler” ve Gürcistan konusunda da şunları söyledi:
“İsrail’de 150,000 Yahudi kökenli Kürt var. İsrailli ve Amerikalılar tarafından, Kürtlerle Yahudiler’in genetik bağları konusunda çeşitli araştırmalar yayımlanıyor. ABD’de “Kürt-Yahudi Dostluk Cemiyetleri” kuruluyor. Yahudi Kürtler arasında İsrail’de Savunma Bakanlığı yapan bile var. Yahudi Kürtler aracılığıyla Kuzey Irak’ta İsrail geniş araziler satın aldı. Bu ilişkilerin gündeme getirilmesinin nedeni, İsrail üstündeki Arap baskısının ikiye bölünmesi. Kürt Devleti’nin kurulmasını isteyenlerin başında İsrail var. Bu, İsrail’i çok rahatlatır.
Gürcistan’daki durum da sürpriz değil. Türk dış politikası Scud füzesi gibi; tek bir hedefe kilitlenebiliyor. K.Irak üstüne yoğunlaşınca, bir anda Kafkaslar’ı unuttuk. Gürcistan’daki, ABD darbesidir. Abhazya ve Güney Ossetya, ABD güdümüne girecektir. Türkiye’ye Orta Asya kapısı kapanmaktadır.”
Çitlioğlu, Kuzey Irak ve Ortadoğu ile ilgili de şu noktalara değindi:
”Türkiye, Irak’ta yeralmalıydı, ama işgalci olarak değil, Kuzey Irak’ta askeri varlık bulundurarak. İlk tezkere ikiye ayrılmalıydı: ABD askerlerinin Türkiye’de üslenmesi ve Türk askerinin K.Irak’a girmesine izin verilmesi olarak. Böyle olsaydı, bu oylama ABD’nin niyeti açısından turnusol kağıdı işlevi görürdü.
Eve Dönüş Yasası’nın mimarları Barzani ve Talabani’dir. Ancak hükümet PKK üst yönetimi için affı getirmeye cesaret edemedi. Sonuç olarak af PKK ve Hizbullah’ın alt kadrolarıyla sınırlı kaldı.
ABD’nin asıl hedefi İran’dı, Irak değil. ABD, İranı’ın çökertilemeyeceğini anladığı için, Türkiye’nin bölgesel güç olarak ön plana çıkartılmasından vazgeçti, ve İran’ın bölgesel güç olmasını tercih etmeye başladı.”
Son olarak türban olayıyla ilgili olarak Çitlioğlu ilginç bir öngörüde bulundu: “AB’den 31 Aralık 2004’te müzakere tarihi alınırsa, Türkiye’de türban sorunu biter. Alınamazsa, Türkiye’de türban, AKP tarafından en büyük sorun haline getirilir.”
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Dindar Nesiller Yetiştirmek…?! |
|
| Devamı... |




Evet ! Sn.Başbakanımız dindar nesiller yetiştireceğiz demiş... Ateist nesiller mi yetiştirelim diye sormuş... Sanki bunun aksi ateist nesiller yetiştirmekmiş gibi ... Aklı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeğe ne oldu?
