TKV'nin yaptığı nedir?
Dünya’da ve Türkiye’de kalp hastalıklarının salgın niteliğindeki hastalık boyutu hemen bir çok sektörde ürün pazarlama için uygun bir alt yapı sağlamaktadır. Bu işin öncülüğünü World Heart Federation (WHF) / Dünya Kalp Federasyonu (DKF) başlatmış olup; amaçlarını düşük ve orta gelirli ülkelerde salgın boyutundaki bu hastalıktan toplumları koruma ve kontrol yöntemlerini öğretmek amaçlı organizasyonlar yapmak olduğunu ifade etmektedir. 1998 yılında Dünya Kalp Federasyonu ismini alan bu hükümetler dışı yapılanmanın (NGO), Clinton Global Initiative de dahil olmak üzere bir çok şirket ve sağlık örgütü ile partnerliği mevcuttur. WHF, Becel marka ürünün üreticisi olan Unilever firması tarafından desteklenmektedir.
WHF’nun Türkiye’deki iki üyesi Türk Kalp Vakfı (TKV) ve Türk Kardiyoloji Derneği’dir (TKD) . Her iki organizasyon da Becel marka ürünün sponsorluğunda konferanslar, toplumsal organizasyonlar, film ve sanat gösterileri yapmaktadır. Türk Kalp Vakfı (TKV), Av. Çetin Yıldırımakın’ın başkanlığında oluşturulan bir yapılanma olup, Kalp ve Damar Hastalıkları Tanı ve Tedavi Merkezinde Kalp Hastalıkları için teşhis ve tedavi edici ünitelerin bulunduğu bir mekanda hizmet vermektedir. TKV, WHF önerisi doğrultusunda Dünya Kalp Günü organizasyonları yapmakta olup Nisan 2009'da Point Otelde düzenlenen ve Doğa Koleji’nin de işbirliği yaptığı toplantıya Sağlık Bakanı Recep Akdağ'da dahil olmak üzere Prof. Dr. Hasan Garan, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet gibi tanınmış isimler katılmıştır. Vakıf, kalp hastası veya endişesi taşıyan bireylere kalp hastalığı olup olmadığının tespiti yanında bir takım "check-up" olarak isimlendirilen yöntemlerle kalp hastalığı taraması yapmaktadır.
Toplum sağlığı adına bu taramaların (!) tartışılması uzmanlık alanı olması nedeniyle bir yana bırakıldığında vakfın en önemli işlevlerinden birisinin sponsorluk olduğu görülmektedir. Herhangi bir insanın vakfın sitesine girdiği zaman sunulan bu sponsorluk hizmetinden şaşırmaması mümkün değildir. TKV yöneticileri açık ve net bir ifade ile "bazı markalara sponsorluk yaptıklarını ve sponsorluk yaptıkları bu firmaların şirket itibarlarında, pazar değerlerinde, ürün ve hizmetlerin beğeni oranlarında, ve firmaların hisse değerlerinde yüzdelerle ifade edilen artışlar olduğunu" belirtmektedir. Vakıf, sundukları bu sponsorluk hizmeti ile firmalara, rekabet avantajı sağladıklarını, pazar payı ve başarı sağladıkları vb. avantajları yanında sıradan insanların bile anlamakta zorluk çektikleri ‘Elçi düzeyinde çalışanlar ve müşteriler edinme’ avantajı da sağladıklarını net bir şekilde beyan etmektedir. TKV ayrıca kendisini de bir marka olarak addetmekte, metalaştırılan faaliyet alanlarında Atatürk ve Cumhuriyeti de zikrettikten sonra sağlık hizmeti verdiklerini de belirtmektedir. ‘Türk Kalp Vakfı bu ürünü öneriyor’ ibaresinin pazarlamadaki avantajlarının aynı kalitede ürünlerde dahi farklılık yarattığını vurgulayarak iletişim hattı ve numarasını vermektedir. Sponsorluk yaptığı firmalara birkaç örnek olarak Becel, Dardanel, Banvit, Bolca Hindi ve Minsalt’ı göstermektedir. TKV nın sponsorluğunu yaptığı ifade ettiği firmalardan biri de Ülker olup Kalbim Benecol ürünleriyle ilgili vakfın tavsiyeleri reklam filmlerinden ve toplumsal organizasyonlardan iyi bilinmektedir. http://www.tkv.org.tr/index.php?Sponsor
Damar sağlığı üzerine olumsuz etkileri iyi bilinen trans yağlar içeren bir ürünün içine konulan bitkisel sterollerin etkisi oldukça tartışmalı bir konudur. Böylesi bir ürünün tüketilmesi için tavsiye edilmesi ve tüketimindeki artıştan övgüyle söz edilmesi düşündürücüdür. Sıradan bir insan bile bu önerinin dönüşünün, Vakfa bol sıfırlı liralar olduğunu açıkça anlamaktadır. Vakıf gelirlerinin incelenmesi de bu bol kazançlı alışverişin boyutunu gözler önüne serecektir. Vakfın gelir sağlama yöntemi olan ve kendileri tarafından sponsorluk olarak isimlendirilen bu sistemin hukuksal boyutu temel bir tartışma alanıdır. Yanı sıra sponsorluk sistemininin de irdelenmesi gerekmektedir. Burada yapılan eylemin boyutunun sponsorluk mu, akreditasyon mu, yoksa reklam mı? olduğunu tartışmamız maddesel getirinin hangi yöntemle sağlandığının anlaşılması için de gereklidir. Ayrıca TKV’ nın bir vakıf mı yoksa bir marka mı olduğu aydınlatılması gerekli diğer bir hukuksal boyutdur. Vakıfların kazanç sağlama yöntemleriyse hayli önemli bir hukuksal tartışma konusudur. Sponsorluk; bir ürünün tanıtımını ve reklamını yapmak için, bir toplumsal olayda ya da bilimsel bir platformda o toplantının giderlerini bu firmanın karşılayarak veya para aktararak reklam ortamı oluşturmasıdır. Yani buradaki olay da "Becel vb. ürünün sponsorluğunda" olarak isimlendirilir. Oysa buradaki olay tam tersi olup sponsorluğunu TKV'nin yaptığı iddia edilmektedir. Oysa sponsor Becel firmasıdır. Becel firması sponsorluk yaparak TKV’na kaynak aktarmıştır. Toplumsal olayı veya bilimsel platformu düzenleyen TKV'dır. Demek ki TKV sponsorluk yapmamaktadır. Peki bu olayı akreditasyon olarak tanımlayabilir miyiz? Eğer TKV bir akreditasyon kuruluşuysa doğrudur. TKV bir akreditasyon kuruluşu olmadığına göre bunu tartışamayız bile. Peki bu durumda TKV'nin yaptığı nedir? TKV'nin yaptığı "reklam" olup bir ürünün haksız rekabetine yol açmaktır. Kendileri de bunu şöyle ifade etmektedir. Aynı kalitede ürün yapmak yeterli değildir. Reklam ve bizim onayımız gereklidir. Peki TKV bu reklamdan ne kadar gelir elde etmektedir? TKV bir reklam şirketi midir? TKV bu gelirin ne kadarını vergi olarak vermektedir? TKV’nın reklam niteliğindeki bu ticari faaliyetinde hükümet desteğinin ne kadar rolü vardır?
Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Başbakan ve Bakanların Harcırah Giderleri |
|
| Devamı... |




Size ve bakanlarınıza ödenen harcırah miktarlarıyla ilgili, 28 Nisan 2010 tarihli yazılı soru önergeme, aradan yaklaşık üç ay geçmesine karşın hâlâ yanıt verilmemiştir. O nedenle önergemi, ilâve 