İmam Hatip Liseleri de Bir Meslek Okuludur.
İnsanlık tarihine baktığımızda teknoloji, toplumsal yaşam ve bilimdeki önemli ve baş döndürücü gelişmeler son yüzyılda gerçekleşmiştir. Aşıdan anesteziye, röntgenden TV'ye, uçaktan genetik mühendisliğine, otomobil hava yastığından internete kadar çok sayıda buluş, son yüzyılda , hatta son yıllarda kullanıma girmiştir. Kısaca günümüzdeki hızlı değişme ve gelişmeler insan kaynağına bağlı olarak gerçekleşmektedir. İnsan kaynağı bir üretim faktörü olduğuna göre, onun nitelikli mesleki eğitim ile yetiştirilmesi sayesinde, ülkelerin hızlı kalkınmaları ve büyümeleri sağlanacaktır. Zira, 21. yüzyılda bilgi ve bilgili insan, ekonominin en önemli girdisi haline gelmiştir.
Özgür ve demokratik bir ortamın sağlanması, sürdürülebilir hızlı büyümenin gerçekleştirilmesi , toplumun tüm kesimlerinin yaşam düzeyinin yükseltilmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi, üretken istihdamın arttırılması, sanayileşmenin hızlandırılması, teknolojik yeniliklerin uygulanması ve her türlü bilginin üretilerek kullanıma verilmesi, hep insan unsuruna bağlı bulunmaktadır. Bu ise, mesleki ve teknik eğitim görmüş nitelikli insan kaynakları ile olanaklıdır.
Başta ABD ve İngiltere olmak üzere, tüm ülkeler, bilgi toplumuna yönelik uygulama ve hazırlıklarını, mesleki ve teknik eğitimi öne çıkararak gerçekleştirirlerken, Türkiye ancak BÜLENT ECEVİT döneminde sekiz yıllık temel eğitime geçmiş, mesleki eğitimde yeniden yapılandırmayı sağlayacak yasaları çıkarmış ve uygulamaya koymuştur. İyi yetiştirilmiş genç nüfus 21. yüzyılda gerek rekabet gücünün artırılmasında ve gerekse AB'ne entegrasyon bakımından Türkiye’nin en büyük avantajı olacaktır.
Mesleki ve Teknik Eğitim
1-Eğitim süreleri açısından mesleki ve teknik eğitim
-Meslek liselerinde üç yıl
-Teknik liselerde ve dil eğitimi veren hazırlık sınıfı bulunan Anadolu Meslek Liselerinde dört yıl,
-Anadolu Teknik Liselerinde hazırlık sınıfı ile birlikte beş yıl eğitim görülmektedir.
2-Mesleki ve teknik eğitimde amaç, sanayi hizmetler ve tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu ara insan gücünü yetiştirmektir.
3-Milli Eğitim'in temel kanununa göre bu okullar, hem mesleğe, hem de yüksek öğretime hazırlamaktadır.(%60 mesleki, %40genel kültür ağırlıklı programları vardır.) Bu durum her iki amaç açısından da eğitimin yetersiz olmasına yol açmakta, dershanelere yönelmeyi zorunlu kılmakta ,bu da zaman ve maddi kayıp yaratmaktadır.
Mezunların yüksek öğretime devam arzusu, eğitim alınan mesleki alanda istihdam imkanının azlığı, işgücü piyasasının gereklerini dikkate almayan eğitim programlarının mevcudiyeti gibi nedenlerle çoğunluk, eğitim gördükleri meslek dışında istihdam edilmektedirler.
4-Mesleki ve teknik eğitim veren lise dengi okulların yanlış yönlendirilmeleri halinde ara insan gücü açığı hiç kapatılmayacak biçimde büyüyecektir. Bu okulların eğitim programlarının sanayi ve hizmet sektörlerinin ihtiyaçları dikkate alınarak yenilenmesi, yeni alanların eğitim dallarına eklenmesi gerekmektedir.(Çıraklık eğitimi sistemi ara kademe nitelikli insan gücü ihtiyacını karşılamaya elverişli bir nitelik arz etmemektedir. Bizdeki şekliyle çıraklık eğitimi, küçük ve orta büyüklükteki işyerlerine yönelik insan gücü eğitmektedir. Çıraklık eğitiminden geçerek sanayi işçisi olmak, işyeri- organizasyon kültürü farklılığı nedeniyle genellikle mümkün değildir. Özel sektör, meslek lisesi mezunu bulamadığı yerde genellikle lise mezunu ya da daha alt düzeydeki insanı işe alıp kendisi yetiştirme yoluna gitmeyi tercih etmektedir. Çünkü küçük sanayide yetişen insanın sanayi makineleri ile ilişki kurma biçimi, iş organizasyonu bilgisi vs. genellikle özel sektör büyük sanayi işvereninin ihtiyaç duyduğu şekilde oluşamamaktadır.)
Meslek Yüksek Okullarının Genel Olarak Değerlendirilmesi
57. hükümet ,meslek liselerinden yüksekokullara sınavsız geçişi düzenlerken, diğer taraftan meslek yüksekokullarından (ön lisans)lisans programlarına geçişi düzenleyerek uygulamayı başlatmıştır.
4702 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile 2547 Sayılı Kanunun 45. maddesine eklenen (e) bendi ile, mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya buna en yakın programların uygulandığı, öncelikle kendi mesleki ve teknik eğitim bölgesi içinde yer alan veya bölgesi dışındaki meslek yüksekokullarına devam ederek mezun olan öğrencilerin yüzde onundan az olmamak üzere ayrılacak kontenjanlara göre alanlarındaki lisans programlara dikey geçiş yapmaları sağlanır.
Türkiye AB'ne aday ülke sıfatıyla 21. yüzyılda eğitimin sorunlarına çok daha hızlı ve kalıcı çözümler getirmek zorundadır.
Bu kadar önemli adımlar atılarak gerçekleştirilen meslek yüksek okullarının alt yapı eksiklerinin giderilmesi, ara insan gücü yetiştirilmesinde ilgili tüm eğitim kurumları arasındaki işbirliğinin kurumsallaştırılması konusunda bu hükümete, yani AKP hükümetine düşen sorumluluklar var iken akıl almaz bir cesaretle imam hatip okullarının üniversiteye girişlerini ,insan gücünün eğitim iş ve istihdamı planlanmışken kurumsal yapıları oluşturulmuşken ne adına bozmak isterler? Eminim bu sorunun cevabı hem AKP Hükümeti tarafından, hem de demokratik, çağdaş, laik, sosyal hukuk devletine inanan Türk toplumu tarafından biliniyor.
Sayın Bakan'a çağrıda bulunmak istiyorum: gelin, eksik olan tarafı birlikte düşünelim. Meslek ve teknik okullarımızda okuyan öğrencilerimizin üniversiteye girişlerindeki katsayılarını kamuoyuna bir kez daha açalım.
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı mesleki ve teknik öğretim öğrencilerinin orta öğretimde eğitim gördüğü alanın devamı niteliğindeki yüksek öğretim programlarına devam etmek istemesi ve ilgili fakülteleri ve mühendislik bölümlerini tercih etmeleri halinde uygulanan ortaöğretim başarı puanı katsayısı genel lise mezunları ile eşit tutulması anlaşılır bir uygulamadır .Bu uygulamanın dışında düşündüğü üniversiteye giriş sistemi bu ülkenin kıt kanaat bütçesi ile oluşturulan büyük kaynak aktararak uygulamaya koyduğu mesleki ve teknik eğitim yatırımlarını israf etme yolunda haksızlık ve de sorumsuzluktur.
İmam hatip lise mezunları ilahiyat fakültesine yani ağırlıklı gördüğü ortaöğretim alanının devamı niteliğinde bir alanda öğrenim görmek istedikleri durumunda puan kaybına uğramamaktadır. Gördüğü eğitim alanında bir yüksek okulu okumak isteyen hiçbir imam hatip öğrencinin önünde engel bulunmaz iken AKP hükümetinin asıl niyetini görmemek için ya kör ya sağır olmak lazım.
Konuya mezunların istihdamı açısından bakıldığında uygulamanın EĞİTİM-İNSANGÜCÜ-İSDİHDAM yönüyle de ülkemizin hedefleri ve gerçekleriyle bağdaşacak çözümler üzerinde durulmalıdır. Sayın Bakan eğitimin eksikleriyle uğraşır da, 57. hükümetin başlattığı mesleki ve teknik eğitimdeki yapılandırmada güçlendirilmesi gereken ortamları sağlar ise, daha gerçekçi olacaktır. Eğitimin yapısını kendi siyasi düşünce penceresinden bakarak değiştirmek, geçmiş bazı hükümetlere ve ülkemize hayır getirmemiştir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Bir Nisan Ayı da Böyle Geçti |
|
| Devamı... |




Nisan; ilkbaharın güneşiyle, yağmuruyla, bazen serin, bazen ılık havasıyla en güzel ayıdır. Erguvanlar, leylaklar, erikler dallarda çiçeklenir…Kent yaşamının olumsuz dışsallıklarının o dayanılmaz kokusuna baskın gelir bahar çiçeklerinin kokusu… Ağaçlarda yalnızca çiçekler mi var ?... Dallara konan kuşlardan oluşan doğanın o muhteşem korosu…