1935’ten sonra Türk Kadınının Siyasete Katılımı
Kadınlarımız Avrupa Ülkelerinin çoğunda mücadele sonucu kazanılmış haklarına karşın 4 Ekim 1926 da Atatürk gibi dehanın ve onu destekleyen aydınların sayesinde Türk Medeni Kanunu ile vatandaş olma hakkını elde etmişlerdir.Gazi Mustafa Kemal Paşa ,İstiklal savaşını yönetirken güç aldığı,yaslandığı Türk kadınını Türk anasını hiç unutmamış vefa duygusunu daima belirtmiştir. Belki de devrimler arasında kadın haklarına öncülük tanıması ve çok önem vermesinde bu duygunun etkisi vardır.
Sakarya Savaşının ölüm kalım günlerindeyiz. Ankara öğretmenler kongresi toplanıyor. Atatürk Cehaletle mücadele düşmanla mücadeleden daha önemlidir diyerek toplantıya katılacağını belirtiyor.. Toplantı sonrası Atatürk Mahzar Müfit Beyin telaşına gülen erkek milletvekillerine“ Kongreye hanım öğretmenleri çağırdığınız için teşekkür ederim. Ama onları neden ayrı sıralara oturttunuz? Sizin kendinize mi güveniniz yok yoksa Türk kadınının iffetine mi? “ diyerek ayrımcılığa duyduğu tepkiyi belirtmiştir.
1934 yılında çıkan Teşkilat-ı Esasiye Kanununun 10 ve 11. maddelerinde değişiklikle 1935 de yapılan ilk genel seçimlerde;
18 Kadın Milletvekili ile mecliste temsil edilmiştir. Yaş ortalamaları 32- 50 yaş arası olan ilk kadın milletvekillerinin 15’i yüksek okul mezunu, öğretmen ve yöneticidir.1’i lise,ikisi çifçidir.Bu çifçilerden birisi Kazan Köyü muhtarı Satı Kadındır.
Satı Kadın; Gençliğinde köyün mütegallibiyesi ile mücadele edip üstün gelen, İstiklal Savaşında milli kuvvetlere erzak temini için canla başla çalışan, nihayet Kazan Köyüne muhtar, daha sonra da Ankara Mebusu seçilmiş üzerine düşen görevi huzur içinde yerine getirmiştir.
Diğer Avrupa ülkelerinin durumuna bakıldığında;
Fransa ‘da kadınların 1944’de ,Yunanistan’da kadınların 1952, İsviçre’de kadınların
1974’d e seçme ve seçilme hakkını uzun mücadeleler sonucunda elde ettiğini düşünürsek TBMM kadın sayısının 1935 de ilk seçimde o günkü taassuba rağmen 18 kadın Mv. Meclis’te yer almışken ;
1939’da15, 1943’de16, 1946’da16, 1950’de3, 1954’de 4, 1957’de8 ,1965’de8, 1969’da5, 1973’de6,sonraki seçimlerde sırasıyla5,3,4 Milletvekili sayısına gerilemiş olması affedilmez bir durumdur.
Dünya ülkeleri sıralamasında Türk Kadınlarının parlamentoya girebilme oranının %4.4 ile Kenya,Romanya,Cezayir,Sri Lanka,Raunda gibi ülkelerin cok gerisinde kalmıştır.
1950 den sonra Türkiye’de Atatürk’ün bütünsel kalkınma modelinden bir ölçüde uzaklaşılmış, maddi kalkınma modeline doğru bir kayma olmuştur.
8 Ağustos 1951 de T.B.M.M de Halkevleri ve Halkodalarını devletleştiren bir yasa kabul edilmiş bütün o kültür yuvaları ( 478 halkevi, 4322 halkodası) taşınır ve taşınmaz mal varlığı ile hazineye devredilmiştir.
Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan bir cumhuriyet kadınıdır..Okuyup muallim olmuş bu doğrultuda öğrenciler yetiştirmiştir.7 çocuk ANNESİDİR.Belediye başkanı olduğu zaman 40 yaşındadır.
Aydınlanma sürecinde önemli olan bu kurumlara indirilen darbe kadınların meclise taşınmasındaki sayılarda da kendini göstermiştir.
Köy enstitülerine CHP iktidarının desteği azalmış ;
1954 DP iktidarında Köy Enstitüleri fes edilmiş, öğretmen okullarıyla birleştirilmiştir.
2 Mayıs 1954 seçimlerinden sonra yatırımlar rasgele yapılmış ABD’den 300 bin dolar kredi istenmiş ama alınamamıştır.
1954 de Kıbrıs sorunu Türkiye’nin gündemine girmiştir ve bu yıllarda kadın Milletvekilleri sayısında ciddi bir azalma görülmüştür.
1950 de 3 kadın Milletvekili sayısına sahip iken 1954 seçimlerinde bir kişi eklenerek 4 olmuştur.
1961 Anayasası ile başlayan dönemlerde Cumhuriyet Senatosu 6 üyesi ve Cumhur başkanına seçilen 4 kadın üye görev yapmıştır.
Bunlardan BahriyeÜçok, Nermin Abadan Unat, Nimet Zerrin Tüzün, Adile Ayda
1980- 1999 arası 5 ile 12 kadın Milletvekili arasında değişen sayılarda görev yapmıştır.. 1999 da ilk kez 1939’daki 18 kadın milletvekili sayısı aşılarak 22 kadın Milletvekili Mecliste temsil edilmiştir.
Bizden sonra kadın haklarına ulaşan ve AB üyesi ülkelerin kadın Milletvekili oranı ve sayıları bunun çok üstündedir.
1999 yılında Başbakan Bülent Ecevit, Atatürk’ün yolunda bütüncül kalkınma modelini devam ettirmiş, arka plana atılan toplumsal ve kültürel kalkınmaya öncelik vermiştir. 1999 seçimlerinde DSP, 12 kadın Milletvekilini meclise taşımıştır.
Büyük şehir ve kasabalardaki kadınların bilim, bürokrasi, eğitim ve öğretim, ticaret ve ekonomi alanlarında yükselmiş oldukları ne kadar sevindirici ise de halâ Türk kadınlarının büyük bir bölümü Cumhuriyetle gelen devrimlerin kendilerine tanımış olduğu haklardan habersizdirler. 75 yıl sonra Bülent Ecevit Hükümeti döneminde çıkartılan Medeni Kanun’un toplam 1030 maddesi “ kişiler hukuku” “ aile hukuku” “ miras hukuku” “ eşya hukuku” olmak üzere dört ayrı başlıkta toplanmış ve kadın lehine olumlu yenilikler yapılmıştır.
Bugün ise, Türkiye’deki siyasi ve toplumsal yapıyı değerlendirirken sadece iç dinamikleri değil, tüm dünyanın içinde bulunduğu küreselleşme sürecini de dikkate almak gerekmektedir.
Küreselleşme ortak bir kaderi paylaşma ve işbirliğini geliştirme gibi olumlu getirilerin yanı sıra , hızla gelişen piyasa ekonomisi ile toplumları baskı altına almaktadır. Küreselleşme, küresel sermaye için değil insanlar ve toplumlar için işleyen bir süreç haline getirilmeli, bir anlamda evcilleştirilmelidir.
Eşitsizlik en basit deyimle haksızlıktır. Tekrar vurgulamak isterim ki küreselleşme eşitsizliği ortadan kaldıracak bir şekilde işlemezse zaten bir çok alanda dezavantajlı olan dünya kadınları eskisinde daha kötü koşullarda yaşamak zorunda kalacaktır.
Türkiye’ de kamu sektörü son derece nitelikli bir kadın kesimini bünyesinde barındırmaktadır. Ancak ne yazık ki üst düzey görevlerde kadın sayısı oldukça azdır. Bugün Türkiye’de bir tane bile kadın müsteşar bulunmaması bunun en açık göstergesidir.
Türkiye’de meslek sahibi kadınların öğretim üyeliği tıp, diş hekimliği ve hukuk alanlarında yüksek oranlarda temsil edildiği görülmektedir.
Bu durum bu mesleklerde kadınların dışlandığı birçok ülkeden farklı ve olumlu bir tablo sunmaktadır.
Ör. Tıp doktoru % 33.4
Akademisyenlerin % 35i kadındır.
Hizmet sektöründe % 22
Türkiye’nin toplam kadın nüfusuna bakarak kamu oranlarıyla bir derece sevinsek de kadınların sorunlarına çözüm üreten yasa yapıcıların oranları içler acısı.
67 yıllık bize sunulan seçme ve seçilme hakkımız karşılığında 202 kadın Milletvekili görev yapmıştır. Şu anda mecliste sadece %4.4 oranında kadın parlamenter bulunmaktadır. Yerel yönetimlerde ise durum daha da vahimdir. Türkiye’de 3000 fazla belediye içinde sadece 18 tane kadın belediye başkanı vardır. Bunların bir tanesi il belediye başkanıdır. Yerel siyasete kadınların katılımı %1’e bile ulaşamamaktadır.
Yasama görevinde kadın temsilcilerinin önemi kadının güvencesidir . kadını hak ettiği yere taşımak hepimizin görevi ve sorumluluğudur.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Fransızların Anadolu’dan Çekilişi |
|
| Devamı... |




Fransızların günümüzde Ermeni davasına bu kadar büyük destek vermelerinin nedenini daha gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutarak anlayabilmek için Fransız- Ermeni ilişkilerinin geçmişini çok iyi bilmek mecburiyetindeyiz.
