1. Skip to Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer>

Kaş'ta Bir Demokrasi Deneyimi ve 1 Mayıs

Yazdır E-posta

Alper Ertübey - 01 Mayıs 2009

Kaş Antalya'nın belki de en güzel ilçesidir. 1980'lere kadar,ulaşılması çok zor, küçücük bir balıkçı köyü iken, 1990'lardan itibaren, turizmle tanıştı. 2000'li yıllarda ise tartışmasız Türkiye'nin en popüler, tüple dalış merkezi oldu. 

Tatil beldelerinde, kış sakin geçer. Paralar cepten yenir. Hazıra dağ dayanmaz. Yaz yaklaşırken, birikimler kullanılarak hazırlıklar yapılır. Durumu iyi olmayanlar, borç, kredi alarak sezona hazırlanır. Sezon başına denk düşen dini ve ulusal bayramlar, tatil kasabası esnafı için, sezona iyi başlama, senetleri ödeme, hazırlıkları rahatça tamamlama olanağı demektir.

Özellikle, bayram tatillerinde Kaş turizminin motoru, tüple dalıştır. Kaş'ı ve tüple dalmayı sevenler, 3 günlük bir tatil için bile olsa, hiç üşenmeden, büyük kentlerden onca yolu gelirler ve Kaş ekonomisine büyük katkı yapıp dönerler.

Bu yıl, bilindiği gibi, 23 Nisan bayramı Perşembe gününe rastgeldi ve uzun ve soğuk bir kışın sonunda, nefes almak isteyenlere 4 günlük bir tatil olanağı ortaya çıktı. Kaş esnafı bu olanağı iyi değerlendirmek için, hazırlıklarını tamamladı. Dalış okulları tamamına yakını dalış için gelen yaklaşık 1000 kişilik rezervasyon aldılar. Buraya kadar herşey olası gerektiği gibi gelişti. O arada umulmadık gelişmeler yaşandı. Kaş Kaymakamı, turizm haftası nedeniyle, Kaş'lı dalgıçlardan, her zaman olduğu üzere, limanı temizlemelerini istedi. Basın çağırıldı, kaymakam dalış giysilerini kuşandı ama Kaş'taki dalış okullarının dernek temsilcisi 2 kişi, kimseye danışmadan, son anda kaymakamı ters köşeye yatırdılar. Efendim, kaymakam restoranlara, otellere turizm haftasında plaket vermiş ama dalış okullarına vermemiş. Daha öncesi olan bazı sürtüşmelerin de etkisiyle, akılları sıra kaymakama misilleme yapacaklar. Devletin en yüksek mülki amiri boş durur mu? Bana ha! deyip, dalış okullarının bütün belgelerini incelemeye aldı ve belge eksikliği nedeniyle, bütün dalışları yasakladı..

Tarih, 22 Nisan 2009. Dalış okulları, çaresiz, bütün müşterilerini teker teker telefonla arayıp turları iptal ettiler. Kaş esnafının durumunu tahmin edebilirsiniz. Dalış okullarının yanı sıra, oteller, restoranlar, barlar, hediyelik eşya satanlar büyük düş kırıklığına uğradılar. Öyle ya, gelen 1000 kişi neresinden baksanız, tam ihtiyaç olan bir anda, 4 günde, Kaş'a en az 500.000 TL bırakacaktı. Bundan mahrum kaldılar. Durum bununla da kalmadı. Karşılıklı tehditler, meydana okumalar devam ederken, durum Antalya Valiliği'ne yansıdı. Vali, Kaymakam'dan olan biteni duyunca, "aa iyi fikirmiş" deyip, Antalya il sınırları içindeki, bütün dalış okullarına aynı muameleyi yapmak için emir verdi. Dernek temsilcileri kaymakamı mahkemeye vermekten söz ediyor. Kaymakam, dernek temsilcilerinin kellelerini istiyor. O kişiler, dalış okullarını temsil ettiği sürece, bütün Kaş'ın ekmeğini kesecekmiş.

Devlet ve STK'lar arasındaki ilişki bağlamında adeta bir Türkiye klasiği yaşanıyor. Devleti temsil eden kişi, kırılan gururu ve siyasal tercihlerini ön plana çıkararak, bütün halkı cezalandırıyor. Halkın örgütlü kesimini temsil edenler kişisel egolarının esiri olup, temsil ettikleri kitleye büyük zarar veriyorlar. Plaket alamadıkları için, devletin en yüksek mülki amirini küçük düşürmek için çocukça bir oyuna kalkışıyorlar. Karşılığını görünce, daha da üstüne gidip, ellerinde somut hiçbir dava yokken durumu daha da kötüleştiriyorlar. Oysa, devlete tavır almak ciddi bir konudur. Gerektiğinde, STK'lar devlete tavır almaldırlar. Ama, böyle değil. Kaş'lı dernekçiler acemi avcı gibiler. Bütün kurşunlarını sivrisinek harcamak için harcadıktan sonra, karşılarına bir ayı çıktığında, tüfeklerinin boş olduğunu görecekler.

Bu devlete, halkı cezalandırmak gibi bir keyfiyete sahip olmadığını anlatmamız, anlamıyorsa karşı durmamız lazım. Toplumu temsil edenlerin de, hak aramanın ciddi bir iş olduğunu, büyük sorumluluk olduğunu anlaması lazım.

Bugünkü 1 Mayıs kutlamalarını bu düşüncelerle karşıladım. Devletin temsilcileri her zamanki gibi halka karşı tehditkar tutum takındılar. Hele, İstanbul Vali'sinin bir açıklaması var ki evlere şenlik. Halktan direnç görmedikleri takdirde, şiddet kullanmayacaklarmış. Yok daha neler. Kullansaydınız bari. Böyle lafları, Kudüs Kuşatması sırasında, Haçlıların komutanı da söylemişti. 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkanlar, başka bir dünyadan geliyorlar sanki. Ne var ki,  işçi sınıfının temsilcileri, bu yıl çok iyi hazırlanmışlar. Yüreğimize su serptiler. Kısıtlı sayıda da olsa, yıllar sonra, 1 Mayıs coşkusunu, Taksim Meydanı'nda yaşadılar, yaşattılar. Eminim, kitleler Taksim Meydanı'na ulaştığında, halk pencerelerden salkım saçak onları alkışladığında gözleri dolan tek ben değilimdir.

İşçi örgütlenmelerinin kendilerini günden güne geliştirdiğini son yıllarda gözlüyorduk. 2008 yılının 1 Mayıs'ında kendilerine gösterilen, insafsız tavırın nedeni, büyük olasılıkla bundan kaynaklanmıştır. Bugün de, hak ve özgürlüklerin, toplumun önünü açmak yolunda nasıl kullanılması gerektiğine iyi bir örnek oluşturdular. Örgütlü, coşkulu ve dikkatliydiler. Çok yaşasınlar. Yüreğimize su serptiler. Umut verdiler. Önümüzdeki günlerde, emekçiler sesini yükseltmeleri, bunu yaparken de yapıcı ve kucaklayıcı olmaları en büyük umudumuzdur. Siyasal partiler tam anlamıyla tıkanmışken, tükenen umutları, işçilerin hak ve demokrasi mücadelesi yeşertebilir.

Umarım,emekçilerin bu mücadelesinde, DSP'nin de, Beşiktaş Çarşı grubu kadar katkısı olur.

Alper Ertübey
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Seçme Haber

"Cumhuriyet Yeniden İnşa Ediliyor"!

Atatürk onun en değer verdiği varlıktı. Çocukluğu ile ilgili anıları ona sorulduğunda hep anlattığı, Atatürk Büyükada’ya geldiği zaman çocukluk arkadaşı Emin Adakan’la, Atatürk’ün elini tutma ya da elbisesine deyme yarışı yapmasıydı. Bir keresinde de bunu başarmıştı

Devamı...